haftasonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haftasonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2013 Salı

Haftasonundan..

Kurabiye ve bonibon aşkı, kitap keyfi, göksu park..



5 Şubat 2013 Salı

Haftasonu..

Uzuuuun bir aradan sonra maaile dışarıya çıktık.. İpek hanım da dış dünyaya ufaktan bir adım atmış oldu.. Çok naneli bir ilk üç ayımız olduğundan kendimizi ancak dışarı atabildik..

Parkta havanın tadını çıkardık..Havalar bir güzel.. Hiç şubat gibi değil.. Kreşe de başladık bu arada, umarım hastalıksız bitiririz bu kışı.. Çok yürekten, en yürekten diliyorum..




Ablamız pek sevgili arkadaşı Tuğçe'yle buluştu.. Mutluluklarına diyecek yoktu.. Bebekliklerinden beri birbirlerine aşkla bağlılar :) Hatta Tuğçe bizim masallarımızın kahramanı, bizim evde masallar Tuğçeyle Nazlı... diye başlar..  Kocaman öpücükler Tuğçe'ye..




                 




4 Aralık 2012 Salı

Geç Kalan Pazar Yazısı

Evdeydik, bir tek markete çıktık bu pazar. Haliyle yavruyu oyalamak gerekti. Bol bol okuduk. Domino oynadık.
 Aç Kapıyı Bezirgan Başı ve de Ağ Satarım Bal Satarım oynayarak biz de kendi adımıza nostalji yaptık.   Bu tarz oyunlarla acaip eğleniyoruz, biz sokakta oynardık bilmem kaç kişi, yavruyla evde oynadık 3 kişi..Yıllar geçti,zaman değişti :(

Kardeşle oynadık.. Kardeş çok fena bu arada.. Nazlı'nın deyimiyle sürekli vıyklıyor.. Biz ev halkı olarak pek alışkın değiliz, sanırım Nazlı'nın sesini ancak yaşında duymuştuk:)

Puzzle olayının dibine vurduk.. Yavru sanırım saatlerce bozup bozup yaptı.. En son  hepsini yan yana dizdi.
Son kez sırayla yapıp kaldırıyorum anne, ama senle bir oyun oynamamız gerek .. dedi. Ben yapboz başkanıyım, sen de benim yardımcımsın.. Şimdi bana köşe ver.. köşe.. tamam şimdi kenar.... kenar... bi kenar bekliyorum ..kenaarr, annee duymuyor musun, bir kenar bekliyorum...




Bu arada bir ara da dans ettik, dönen etek şartmış. Yazlık bir elbisemizi herşeyimizin üzerine giyip, yatana kadar da çıkartmadık. Ben engel olmaya çalıştıysam da diretti. Aslında seviyorum bu diretmelerini, ve de sonradan ne anlamsız buluyorum kendi olmazlarımı..Devam kızımm..

26 Ağustos 2012 Pazar

Haftasonu,Bayram,Gezmece

      Uzun aradan sonra birikmişlerin biraz derlenebildiği bir postla buradayız.Nazlımın tatili bitti,sanıyorum artık daha sık yazabilirim,bir yaz özeti yapmalıyım mesela.. En kısa zamanda artık..

     Cuma akşamı Türkiye-Portekiz basketbol maçına biletimiz vardı (okulumuz sağolsun, çoluk çocuk, anne baba, öğretmen,hep beraber maça gittik.) Gitsek mi , Nazlı bunalır mı ,bunaltır mı, ben bu şişko halimle o kalabalığı    görmezden gelebilir miyim diye biraz tereddütte kalmıştım ama iyi oldu. Nazlı ilk anlarda biraz sıkılsa da, Miss Sıla'sıyla kikirdedi biraz, sonra ona yuuuuuhh diye bağırmayı ve de dev adam şarkısını öğrettik,pek bir eğlendi.. Benimse kalabalığı görmezden gelmeme gerek kalmadı, 4. periyotun başında çıktık. Normal hayatımda böyle bir sıkıntım yok ama hamileyken kalabalık ortamlardan,kapalı basık yerlerden, pazarlardan, bir an önce kendimi açık havaya,sakin,dingin bir yere atamayacağım her hangi bir yerde bulunmaktan biraz tedirgin oluyorum. Erken çıkınca sorun yaşamadık sonuçta. Nazlı da ilk maçına gitmiş oldu böylece, Nazlı'nın yanısıra babacık da pek bir mutlu oldu, devamı gelir artık diye düşünüyorum..





           Cumartesi günü de yavru babaya araba yıkarken yardım etti, bi de bebek aldı yanına, 'Bu arada Melek'i de yıkayabilirim di mi anneee?' diyerek pek bir hevesle gitti, ama bebeğini arabaya oturtmuş, sen izle demiş, ve de kendini o köpüklü kovadan alamamış.. 



Bu da son günümüz Pazardan. Ennnn ennn sevdiğimiz arkadaşımız Tuğçe'yle kahvaltı sefası yaptık.. Tuğçe bizim taaaa bebeklik arkadaşımız, aralarında 10 gün var, ikiz gibi büyüdüler,büyüdükçe de birbirlerine daha çok benzediler..



 İncek'te açık havada çayırda çimende epey eğlenip,yoruldular, birlikte erik topladılar, şişelerine doldurup bir güzel yediler. Nazlı farkında değil ama ilk defa erik yedi, evde versek hayatta yemez, bilmediği hiç bir şey tatmıyor, boyle zamanlar da benim için çok güzel fırsat oluyor, artık yavru eriğin tadını da biliyor. Lay lay lay.



Bu fotoğraflar da geçen hafta ve de bayramdan.. Çok severek gittiğimiz bir yer, Kavaklı, havaalanı yolunda, tavuklar,tavus kuşları, koyunlar,hindiler, ayrıca bisiklet,top,park alanı, çocuklar için her şey mevcut. Yemekleri fena değil, pideleri güzel.. Ama bayramda hizmet çok vasattı, önemsemedik, çocuklar pek bir mutlu oldu,biz rahat ettik, bu da bize yetti. Enn ennn sevgili arkadaşımız Tuğçeler ile gittiğimiz bir yerdi,bu sefer büyük ailece gittik, kuzen yavrusu Doruk'la da çok eğlendik..




Yaz bitiyor, bebek geliyor, tam olarak eve tıkılmadan önceki son kareler sanırım.. Tadını çıkaralım..

29 Nisan 2012 Pazar

Zonguldak Gezisi

Önceki haftasonu gezimizdi aslında..
Hava açıktı,gökyüzü parlak,güneş tepede bir deniz şehrinde soluğu almamız lazımdı, ben de yavaştan kendimi iyi hissetmeye başlamıştım, içim çok istedi yani. Biz de bir güzellik yaptık, hem akraba ziyareti,gönül yapma,hem kendi gönlümüzü yapma olayına girdik,3.5 saatte kendimizi Zonguldak'ın şirin! beldesi Kozlu'ya attık.


Fotoğraflar dedemin bahçesinden. Nazlı bayılıyor toprak,su ve havayla muhabbete..  Çok mutlu oldu iki gün.  Bu bahçe bizim de çocukluğumuzun bahçesi, eskiden daha dolu bir bahçeydi, bol meyveli, çok güzel vakit geçirirdik biz de, şimdi sıra kızımda.



 Burada yapay bir havuz var, el yapımı, amcam tarafından tasarlanmış,maalesef ki karşıdan bir fotosunu çekmemişim, Nazlı bayıldı buraya..








Oyun arkadaşımız kuzenimin yavrusu, ilk defa doya doya oynama fırsatları oldu, ama yine de doyamadılar birbirlerine..







Artık iyiyim ya, evden çıkabiliyorum,düzgün nefes alabiliyorum ya, midem mide gibi ya artık, şiiiş, gaz dolu, içinde fırtınalar kopan bir yer değil ya, geziyorum,baharla mutlu oluyorum ve bir sonraki yazımızda size İstanbul notları iletmek isteyerek hoşçakalın diyorum....

8 Mart 2012 Perşembe

Bir Aile İçi İletişim Semineri

         18 Mart benim  ilk defa aylar öncesinden planladığım kısa bir tatilin son günü.. Olmaz olsaydı diyesim var. İşte bu son sebebi. Bu gerçekten çok katılmak isteyeceğim bir seminer,yani sanırım 4 yıldır üstünde en çok düşündüğüm,  kendimi, babayı ya da davranışlarımızı en sık sorguladığım, üstüne en çok okuduğum ve de her fırsatta bulduğum her bilge kişiden hakkında bol fikir aldığım bir konu. Çok üzgünüm ki katılamayacağım. Katılmak isteyenler için duyurusunu yayınlıyorum ve de diliyorum ki katılıp notlarını bana aktaran birileri olur:) 


AİLE İÇİ İLETİŞİM SEMİNERLERİ

"Çocuklarda Yaratıcılık, Özgüven, Özgürlük & Sınırlar"

Nasıl bir çocuk yetiştimek istersiniz?

Mutlu? Kendine yetebilen? Özgüveni yerinde? Uyumlu? Yaratıcı? Kuralcı?

***********

Özgüvenli çocuklar yetiştirmek için anne babaya  düşen görevler nelerdir?
Özgüvenli bir çocuk yetiştirmenin bedeli sonsuz özgürlük müdür?
Çok fazla sınırlar ve kurallarla dolu bir dünya çocuğunuzun özgüvenini zedeler mi?
Çocuğunuzun yeteneklerine karşı nasıl duyarlılık geliştirebilirsiniz?
"Yaratıcı çocuk"a ithaf edilen anlamlar nelerdir?
Çocuklarda yaratıcılık sonradan kazanılan bir meziyet midir, doğuştan mı gelir?
Çocukların  hayal gücü ve hayalleri neye işaret eder?

*************

Her anne babanın hayatlarının bir döneminde mutlaka sordukları bu sorular sizin de gündeminizde ise..

Uçlar arasında gidip gelmek, bir çocuğun gözünden bu tartışmaya kulak vermek, empati yeteneği güçlü bir ebeveyne dönüşmek, gerçek vak'a örneklerini dinleyip fikir üretmek için Uzman Psikolog Iraz Toros Suman' ın konuşmacı olduğu Aile İçi İletişim Seminerleri' ne, "Çocuklarda Yaratıcılık, Özgüven, Özgürlük & Sınırlar" hakkında konuşmaya davetlisiniz..

Tarih: 18 Mart 2012 Pazar                              Saat: 11:00 - 14:00
Yer:  Binbir Çiçek Çocuklar Evi                              Kroki:www.binbircicekyuva.com
Adres: Reşit Galip Cad. Fıskiye Sok. No: 16 GOP - Çankaya - Ankara
Ücret: 30 TL  / Eşler için 2 kişi 50 TL
Kayıt ve Bilgi Almak İçin: 0 312 448 18 18 - 0 532 386 98 32 / Hilal Öktem


        Bu arada bu kısa hafta sonu tatilini gerçekten çok önceden , çok sevgili bir arkadaşımla planladık, uzun aradan sonra birlikte dolu dolu geçireceğimiz iki günümüz olacak diye de epey heyecan yaptık ama arkasından bu tarihte bulunamayacağım yer sayısı o kadar arttı ki, heyecan ve hevesim birazcık baltalanmadı desem yalan olacak, çok sevdiğim kuzenimizin oğluşu bir yaşına giriyor, kaçırıyoruz, en sevdiğimiz arkadaşımız Tuğçe baleye başlıyor,plan birlikte başlamaktı, biz erteliyoruz, ve büyük ihtimalle benim ufak yollu sağlık problemlerim olacak, onları göz ardı etmek zorunda kalacağım, bir de bu seminer çıkınca, gerçekten erken yapılan planlar konusundaki sabit fikrim sabit kalıyor ve bu son diyorum, sen aynen devam et, 3-4 gün,bilemedin bir hafta öncesi iyi plan yapmak için.

24 Şubat 2012 Cuma

Hafta Bittiii




Mutluyum bittiği için, bu hafta yaşanmadan bitmiş gibi. Çok yoğun çalışmadım, hiiiç birşey okuyamadım, hiiiç gezemedim, kimselerle görüşmedim, öyle boş boş bomboş bir hafta geçirdim.

Bu ruh hallerimi hiiiç sevmiyorum, bu boşluklarımı da sevmiyorum, oturduğum yerde rahat edemiyorum,bir huzursuzluğum var, sevdiğim bir insanda hoşlanmadığım ve de beklemediğim bir duyarsızlıkla karşılaştım,onun verdiği bir iç sıkıntısı var belki, kilo aldım,kıyafetlerim bile rahatsız geliyor bana, pantolonlar göbeğimi tıkış pıkış yaparken, ruhumu da sıkıştırıyor sanırım zaman zaman..

Hafta sonu rahat kıyafetlerin,evin,zamanın,yavrunun da verdiği bir relaxlık kaplar umarım bedenimi de ruhumu da.. O yüzden yaşasın hafta bitti. Herkese mutlu hafta sonları..

Kendime de böyle hafiften yayılmalı,evde,sıcak sıcak, mayışmalı ve de bol okumalı bir hafta sonu diliyorum.



17 Şubat 2012 Cuma

Cuma akşamları evim..

   Bizim evde temizlik var cuma günleri ve ben cuma aksamları eve gelmeye bayılıyorum..Sevdiğim çok şey birarada.. Yani tek sebebi temizlik değil, ama en büyük sebebi bu. Mis kokulu, çok düzgün,kitap gibi ev, her şey yerli yerinde, pırıl pırıl..İki gün tatil..Yavru mutlu..Cuma akşam standarta bağladık uzun zamandır menümüzde ıspanak var, böreği, kavurması, yemeği. Ispanak bizim için çikolata gibi, seratonin salgılatıyor, mutlu ediyor bizi.
 
  Sonra Yalan Dünya izliyorum ve de gülüyorum, ya meyilliyim ya da gerçekten gevşiyorum, sonra da Bir Kadın Demet Evgar'a hayran oluyorum. Hem oyunculuğuna,hem oynadığı karaktere.En çok Bir Erkeği yiyip bitirmesine.Hohhoo çok eğleniyorum o sahnelerde.Benim televizyon hayatım bu kadar zaten,bunlar da hep yarım yamalak.
 
   Bir de bugün yavruya erken yatma gerilimini çok yaşatmıyorum, babayla yatak keyfi yapıyorlar biraz, hep başarısızlıkla sonuçlanan uyuma denemeleri vee bu arada işte ben yalnız takılabiliyorum, kısa ya da uzun çok farketmiyor, onların kıkırdamalarını duyarken kendim kalıyorum ya, güzel oluyor.
    İnsanın kendi kalmaya hep ihtiyacı var..Boş boş ya da meşguliyetiyle..

31 Ocak 2012 Salı

Kardan Kule

Hasta yavruyu sokaklardan biraz mahrum bırakınca dedemiz eve karla geldi. Balkonda dedeyle kar keyfi! yapıldı.
Çareler tükenmiyor,hepsini fotoğraflayamadım ama bu oyun yaklaşık 1 saat sürdü, önce ıslanan eldivenleri üşüttü ellerini, sonra eline geçirdiği çorapları ıslandı, onlar üşüttü, sonra çıplak elleri buluştu karla,bir oynayıp bir kalorifere koştu ısıttı geldi derkeeen gözü anneannesinin fırsattan istifade ağzına birşeyler tıkıştırmakta kullandığı çatala takıldı.
Ve işte size çatalla yapılan kardan kule..


21 Ocak 2012 Cumartesi

Sabır mı,hoşgörü mü,umursamazlık mı,ihtiyacım olan ne benim??

Bugün kırk türlü dil dökmelerime,çeşitli ikna çabalarıma,bin dereden getirdiğim sulara rağmen bizim yavruyu evden çıkaramadım. Böyle bir çocuk olabilir mi ya,her hafta sonu evde kalma pazarlıkları yapıyoruz, genelde ben kaybediyorum ve günü evde tamamlıyoruz.Her hafta sonu karar alıyorum,o isteyene kadar ben hiç bir teklifte bulunmayacağım diye ama işte dayanamıyorum..

Oysa dün akşamdan bütün hazırlıkları yapmıştık,uyurken konuşmuş,plan yapıp,anlaşmıştık.Sabah uçtu gitti hepsi.Kahvaltıdan sonra tiyatroya gidecektik,Pembe Kurbağa'da Hiçyemez Prenses adlı oyuna.Aslında biz daha önce de gittik,güya gittik,kapısından giremedik.Nazlı girmek istemiyorum diye tutturup,hiç bir şekilde ikna olmadı.Biraz kalabalık gitmiştik,önce kapıda sonra içeride bekledik Nazlı'nın arkadaşlarını,böylelikle dinlemiş olduk oyunu.Radyo tiyatrosu gibi oldu.Neyse sonuçta Nazlı girmedi ama oyunu anladı,korkacağı birşey olmadığını anladı aslında,bütün hafta replikleri tekrarlayıp durdu,gördüğü herkese oyunu anlattı.Bi daha gidelim,izleyelim bu sefer,anneannem de gelsin,dayım götürsün falan iyice yerleşti sandım ben bunun kafasında.

Olamamış ama.Akşam yatarken bi heves gidelim dedi ama sabah yerinden kıpırdamadı. Mikroplar varmış,bir prenses görmek istemiyormuş,gürültü olurmuş ve dinlemek daha eğlenceliymiş. Olay budur,ne dediysem kandıramadım,bir avm ye gidip kum boyama yapmayı,kuğulu parka gitmeyi,D&R a da uğrayıp bakınmayı, kitap da almayı. Çok da canım istemiyor,yeni kitap aldık,hava soğuk,gitmesek de olur tarzı cümlelerle alt etti beni.Çıkmadık sonuçta.

Kuğulu parkı yarına bıraktım,avm olayını sevmiyorum,hastalık mevsimi tam,hafta sonu kalabalığı çok fena.

Yavruyu sosyalleştirme çabalarım evde devam ediyor zorunluluktan.Arkadaş ağırlıyoruz. Bana hava hoş. Sohbet,muhabbet,çay, börek,kek. Gayet mutluyum ben evde. Nazlı da mutlu. Böyle demek lazım(mı).

Yoook bence devam.En kısa zamanda tekrar.