eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2014 Cuma

Büyüdüm benn, çocuk oldum!!

Bu cümle şu sıralar bizim ufaklığın dilinden hiç düşmüyor..

Sabah ablayı okula gönderip,kapıyı kapatıyoruz.. Ben büyüdüm artık, okula gitcemmmm...

Acele bir yere yetişmemiz gerek. İpekcim ben seni kucağıma alayım mı annecim, biraz hızlı olmalıyız.. Büyüdüm benn,çocuk oldum, bak koşuyorum..

Yollarda tehlikeli işler peşindeyken, İpekcim gel buradan yürüyelim, orası biraz tehlikeli görünüyor.. Büyüdüm benn, çocuk oldum, düşmem artık.

Sabırsız anne merdivenlerden inerken, annecim kucağıma almamı ister misin? Hayır, ben büyüdüm kendim iniyorum..

Banyo zamanı soyunurken, ben büyüdüm, çocuk oldum, artık hiç ağlamıcammmm..

Ablanın odasında tokaları karıştırırken, Nazlı'ya yakalanıp İpeekkk, hepsini dağıtmışsıınn nidasına, ben büyüdüm ablaaaa diye ağlayarak kaşılık veriyor:)


                                                  Yaz ortası organik tarımla uğraşırken..


Büyüdü de cidden, 2 yaşa bir ay var artık.. 'Artık sen büyüdün' cümlesini hiç kurmadım ben. Çok ciddi bir abla taklitçisiyiz, kendisi bizzat bu şekilde yaşamının içinde öğreniyor olabilir, babannesinin öğlen masallarının içine serpiştirilmiş cümlelerden de öğrenmiş olabilir. Tam bilemiyorum kesin kaynağını ama bir yanım bu büyüme olayını desteklese, bu cümlelerle çok eğlense de, bir tarafım, hop neler oluyor, zaman nasıl geçiyor, neler kaçırıyoruz diyor sık sık.. Her iki çocuğumda da yaşıyorum bu duyguyu, zaman cidden hızlı geçiyor. Tadına varmak gerek her anın.

Şu sıralar hayatımızdaki çok büyük yenilikten de bahsedip kaçıyorum:) Yuvaya başlıyoruuuzzz.. Kolay gelsin bize:):)



5 Eylül 2014 Cuma

Empati ve Çocuklarda vicdan gelişimi


Benim kız pek bir hassas, duyarlı falan ama sanki biraz vicdanı az gibi diyordum ki,  çocuklarda vicdan 5 yaşından itibaren gelişmeye başlıyormuş, öğrenmiş oldum. Bu genlerle ilgili bir durum değilmiş, geliştirilebilirmiş.

Yapılacak şeyler de aslında hepimizin normal hayatta yaptığı, yapmaya çalıştığı basit şeyler.
Bu 6 yaş döneminde aynı zamanda çocuklar empati yapabilmeye de başlıyorlar. Zaten vicdani duygular da empati yeteneği ile gelişiyor.. Rutin aile, okul,sosyal hayatlarının içinde bir şekilde öğrenecekler tabi ki. Belki çok klasik ama bu yaşadığımız şartlarda vicdan gelişimini daha bir önemsiyorum..  Onun için de rutinimizden fazlasını yapmaya çalışıyoruz bir süredir.

          Daha fazla paylaşmaya çalışıyoruz mesela. Eşyalarımızı, yiyeceklerimizi, oyuncaklarımızı.. Başka insanlarla ve de hayvanlarla.. Kek yapıyoruz bu bize çok sanki, tüketemeyebiliriz diyoruz, komşularımıza götürüyoruz.. Ekmekleri ufalayıp poşetliyoruz, kuşlara götürüyoruz. Oyuncağı ve kıyafet paylaşımını henüz düşünüyoruz aslında. Çünkü kıyafetlerimiz küçülünce İpek'in olacakmış, oyuncaklarımızın da hepsiyle oynuyormuşuz.
          'Sen olsaydın' larımızı çok artırdık. Ben zaten İpek'le olan ilişkimizde çok sık kullanıyordum, şimdi başka insanları, hayvanları ve hatta kendimi de ekledim. Bol bol 'sen olsaydın ne hissederdin' diyorum Nazlı'ya.
            Doğaya ve doğada var olan her şeye karşı duyarlı olmaya hep çalışıyorduk kendimizce, şimdi Nazlı İpek'e de öğretmeye başladı.. Bahçede dakikalarca karınca falan izliyorlar, onlara toz şeker veriyorlar, evlerine götürmeleri için. Balkonda kuşlara su koyuyorlar, bulgur döküyorlar avuç avuç:)
           Sonra geri dönüşüme de daha fazla önem vermeye çalışıyoruz ( kreşe giderken okulumuz sayesinde farkındalığı daha fazlaydı bu konuda) .Evdeki eczanedeki pilleri topluyoruz, şişeleri, kağıtları ayırıyoruz, birlikte atıyoruz.
           Etkinlik yaparken, kağıt kesip biçerken, eczanede kullan-at bardaklardan kullanırken hep ağaçları düşünüyoruz..




Kendimizden başka varlıkları düşünebilmekle beşlıyor aslında bir çok şey. Bu dünyanın sadece bizim için değil bütün canlılar için döndüğünü  farkettirmek gerekiyor çocuklara. Ben bu son yıllarda yaşanılan bir çok olumsuzluğu, bu anlamsız kin, nefret, taraf olma hallerini, aynı olumsuzluğa bir tarafta olunca üzülünüp, bir tarafta olunca kayıtsız kalınabilme olayını, bu 'kimseyi sallamam,ben kendi hayatıma bakarım' umursamazlığını, bu doğaya ve canlılarına olan duyarsızlığı, çocuk istismarını, kadına olan şiddeti hep kazandırılmamış empati yeteneğine bağlıyorum.
Geçen göl kenarında kurbağa hedef alıp vurmaya çalışan bir arkadaşıma 'ileride uzaylılar gelip sana kendi dünyanda taş atmaya çalışıp,eğlenecekler' dedim. Sanırım komik buldu. Belki olmayacak şey, ama hiç komik değil bence. O göl kurbağaların.
Çocukken öğreniliyor bir çok şey. Çok büyük sorumluluklarımız var. Çocuklarımın sadece kendilerini mutlu eden, bencillikleriyle gurur duyan, vefası vicdanı eksik yetişkinler olmaması için ben elimden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorum. Başka yol bilen varsa söylesin. Gerisi de onlara kalmış. Umarım yıllar sonra da okurlar, 'öğrenmişiz di mi anne, fena değiliz yani' derler :)

8 Mart 2012 Perşembe

Bir Aile İçi İletişim Semineri

         18 Mart benim  ilk defa aylar öncesinden planladığım kısa bir tatilin son günü.. Olmaz olsaydı diyesim var. İşte bu son sebebi. Bu gerçekten çok katılmak isteyeceğim bir seminer,yani sanırım 4 yıldır üstünde en çok düşündüğüm,  kendimi, babayı ya da davranışlarımızı en sık sorguladığım, üstüne en çok okuduğum ve de her fırsatta bulduğum her bilge kişiden hakkında bol fikir aldığım bir konu. Çok üzgünüm ki katılamayacağım. Katılmak isteyenler için duyurusunu yayınlıyorum ve de diliyorum ki katılıp notlarını bana aktaran birileri olur:) 


AİLE İÇİ İLETİŞİM SEMİNERLERİ

"Çocuklarda Yaratıcılık, Özgüven, Özgürlük & Sınırlar"

Nasıl bir çocuk yetiştimek istersiniz?

Mutlu? Kendine yetebilen? Özgüveni yerinde? Uyumlu? Yaratıcı? Kuralcı?

***********

Özgüvenli çocuklar yetiştirmek için anne babaya  düşen görevler nelerdir?
Özgüvenli bir çocuk yetiştirmenin bedeli sonsuz özgürlük müdür?
Çok fazla sınırlar ve kurallarla dolu bir dünya çocuğunuzun özgüvenini zedeler mi?
Çocuğunuzun yeteneklerine karşı nasıl duyarlılık geliştirebilirsiniz?
"Yaratıcı çocuk"a ithaf edilen anlamlar nelerdir?
Çocuklarda yaratıcılık sonradan kazanılan bir meziyet midir, doğuştan mı gelir?
Çocukların  hayal gücü ve hayalleri neye işaret eder?

*************

Her anne babanın hayatlarının bir döneminde mutlaka sordukları bu sorular sizin de gündeminizde ise..

Uçlar arasında gidip gelmek, bir çocuğun gözünden bu tartışmaya kulak vermek, empati yeteneği güçlü bir ebeveyne dönüşmek, gerçek vak'a örneklerini dinleyip fikir üretmek için Uzman Psikolog Iraz Toros Suman' ın konuşmacı olduğu Aile İçi İletişim Seminerleri' ne, "Çocuklarda Yaratıcılık, Özgüven, Özgürlük & Sınırlar" hakkında konuşmaya davetlisiniz..

Tarih: 18 Mart 2012 Pazar                              Saat: 11:00 - 14:00
Yer:  Binbir Çiçek Çocuklar Evi                              Kroki:www.binbircicekyuva.com
Adres: Reşit Galip Cad. Fıskiye Sok. No: 16 GOP - Çankaya - Ankara
Ücret: 30 TL  / Eşler için 2 kişi 50 TL
Kayıt ve Bilgi Almak İçin: 0 312 448 18 18 - 0 532 386 98 32 / Hilal Öktem


        Bu arada bu kısa hafta sonu tatilini gerçekten çok önceden , çok sevgili bir arkadaşımla planladık, uzun aradan sonra birlikte dolu dolu geçireceğimiz iki günümüz olacak diye de epey heyecan yaptık ama arkasından bu tarihte bulunamayacağım yer sayısı o kadar arttı ki, heyecan ve hevesim birazcık baltalanmadı desem yalan olacak, çok sevdiğim kuzenimizin oğluşu bir yaşına giriyor, kaçırıyoruz, en sevdiğimiz arkadaşımız Tuğçe baleye başlıyor,plan birlikte başlamaktı, biz erteliyoruz, ve büyük ihtimalle benim ufak yollu sağlık problemlerim olacak, onları göz ardı etmek zorunda kalacağım, bir de bu seminer çıkınca, gerçekten erken yapılan planlar konusundaki sabit fikrim sabit kalıyor ve bu son diyorum, sen aynen devam et, 3-4 gün,bilemedin bir hafta öncesi iyi plan yapmak için.

13 Aralık 2011 Salı

Montessori çocuğunun velisi olmak

          Dün okulumuzda bir toplantı vardı,montessori eğitimi hakkında bilgilendik,biraz uygulamalı olarak bilgilendik hem de.Eğitmenimiz sevgili okul müdüremiz Hilal Hnm bize montessori materyallerinden bazılarını tanıttı,biz yetişkinlerin sabrını zorlayacak bir hızda elma kesme ve aktarma çalışmaları yaptı.Her çalışma odaklanarak,sessiz ve kişiye göre bir hızda tamamlanıyor.Sessizlik önemli,hem konsatrasyonu bozmamak hem çalışırken çıkan sesleri duymak(aktarmada su ya da mercimeğin sesi gibi)ve bütün duyu organlarını kullanabilip algısını zenginleştirmek açısından.

Sistem genel olarak basitten karmaşığa ve yazmaya hazırlık açısından soldan sağa doğru işliyor.Sınıflarda her çalışmadan birer tane var,çocuk seçimi kendisi yapıyor,ve istediği kadar çalışıyor,kimisi defalarca tekrarlıyor,kimisi bir kez yapıp bırakıyor.Bir zaman sınırlaması yok.Hatanın öğretmen tarafından gösterilmesi gibi bir olay yok,materyaller zaten hata kontrolü içeriyor,çocuk hatasını kendi keşfedebiliyor.Her materyalin bir yeri var,bir düzen var,kargaşa yok bu da çocukta bir güven duygusu oluşturuyor.

Her çalışmayı belli bir alanda yapıyorlar,masada ya da yerde. Yerde yapılan bir çalışmaysa bir kilim alıp seriyorlar,onun üzerinde çalışıyorlar,bittiğinde hem çalışmayı hem kilimi yerlerine koyuyorlar.Bu şekilde alanlarını çerçevelendiriyorlar ve bu alanda özgür olduklarını biliyorlar, 'özgürlüğüm başkalarının özgürlüğünün başladığı yerde biter' olayının şekil kısmı bu.Bu özgürlük daha sonrasında sorumluluk duygusunu doğuruyor.
İşte ben de bu olayı seviyorum,bazı önemli şeyler insanın gözünün içine sokarak öğretilmiyor,çocuk doğal ortamda kendisi öğreniyor.
Hazırlanmış,planlanmış ortam bir nevi öz disiplin sağlıyor,materyaller dikkatini vermesini, odaklanmasını ve yaptığı işten zevk almasını aynı zamanda istediğini seçmeyi,iradesini kullanmayı,sırasını beklemeyi,hızını belirlemeyi,başkalarına saygı duymayı öğrenmesini ve de toplumsal bir birey olmasını sağlıyor.

Daha sonra da 'bir montessori ailesi evde nasıl olur'u konustuk. En önemlisi onu bir birey olarak kabul edip,hayatımızın her alanına onu dahil etmek.Özgürce hareket edebileceği, ihtiyaçlarını rahatlıkla kendisinin giderebileceği alanlar yaratmak.Mesela odasında oyuncaklarını, kitaplarını rahatça alıp koyabileceği boyuna uygun açık raflar kullanmak,yatağını kendisinin inip çıkabileceği bir şekilde seçmek,dolaplarına çekmecelerine kolay ulaşabilmesini sağlamak gibi.. Onun dışında güvenli bir yükselticiyle ona boyu uzun muamelesi yapmak:)Ellerini kendi yıkasın,dişlerini fırçalasın,saçlarını tarasın hatta siz mutfaktayken yanınızda olsun,size yardım etsin.
Evet mesela yemek yaparken çocuğunuzu odasına,babasına,oyuncaklarına ya da televizyona göndermeyin diyor Hilal Hnm,sizinle beraber olsun,maydanoz ayıklasın,fasulye kırsın.
Ayrıca evdeki hızımızı biraz azaltalım,iyi bir rol model olalım( bir şey taşırken iki elimizi kullanalım mesela),hayır dediğimiz şeylere hep hayır,evet dediklerimize hep evet diyelim( her zaman yaptığı bir şeye o gün keyfimiz olmadığı,işimizin çok olduğu,zamanımızın olmadığı gibi gerekçelerle engel olmayalım).Mutfağı,temizliği,alışverişi paylaşalım,onu gerçek hayatla meşgul edelim,çelişkileri olmayan güvenli bir ortam sağlayalım,kararlı olalım,başında 'öğreten adam' olarak dikilmeden,doğal çocukluğunu yaşamasına ve yaşayarak öğrenmesine destek olalım.


Bunlar da bizim Nazlı kızın kuru fasulyeleri bir gece önceden ıslama işleminin resimleri.Kendisine göre adı 'kuru fasulye çalışması'. Elle aktarma,kaşıkla aktarma ve en son suyun içindeki fasulyeleri mıncıklama şeklinde bir gidişatı var.Ertesi gün de bu fasulyelerin yemek olmuş halini yedik demeyi çok isterdim ama malesef benim kızım evde bakliyat yemiyor,okulumuz sağolsun,orada gideriyoruz bu ihtiyacımızı.




Biz bu aşamalarda çok eğleniyoruz, oyuncaklarla oynamaktan daha uzun süre eğleniyoruz hem de.  Yukarıda da bahsettiğim gibi hızı ve zamanı kendi belirliyor. Ama gördüğünüz gibi biz alanı bir kilimle değil de,tepsiyle sınırlandırmışız ve biraz küçük olmuş sanki. Benim kızım pek dökmüyor ya ondan:)


                                                                               


Tabi ki bir örtünün üzerinde çalışsaymışız daha iyi olacakmış.Çünkü bu en sevdiğimiz bölüm.
-Yıkıyorum anneee, tertemiz oluyorlar şu an..
Islanmıyoruz desem yalan olur,tabiki ıslanıyoruz ve ıslatıyoruz ama cidden çok mutlu oluyoruz.