oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2012 Salı

Okumalık Olmayan Kitaplarımız

Şu sıra pek kitap okumuyoruz,kitaplara ilgimiz epey azaldı. Yaklasık 3 ay öncesine kadar kitaplarla yatıp kalkan bir yavruydu Nazlı. Uykudan önce en az 3-4 kitap okurduk, şimdi 1 kitap yetiyor,hatta bazen hiç okumadan uyuyoruz. Kendi başına da kitaplarla çok uzun süre vakit geçirebiliyordu, biz okurken deli gibi kayda alıyordu,harfi harfine ezberlediği 10u geçkin kitap vardı. Ama ilgiımiz artık çok azaldı,benden de kaynaklanmış olabilir aslında, hamileliğimin başından beri çok az okuyabiliyorum,hatta uzunca bir süre elime kitap alamadım,yavru da okuyan anne görmeyince etkilenmiş olabilir,belki de büyüyor ilgi alanları değişiyor, nedeni her ne ise, şu sıra yeniden alevlendirmeye çalışıyorum yavrunun kitap sevdasını..

İlgimizin hiç azalmadığı kitaplarımız da var tabi ki, ama okumalık olanlardan değil:)

İlki Doğayı Tanıyorum. Kitap bizim için epeyce eski aslında, doktorumuz tavsiye etmişti, 18, 20, 24  aylıkken? Maalesef ki hiç hatırlayamıyorum, bu blog işte biraz da bu yüzden,not almak gibi bir huyum olmamasından. Her neyse kitabı ara ara kaldırıyorum,ortaya çıktıkça günlerce oyalanıyoruz, ben bile epey bir şey öğrendim bu kitaptan. Kitapta her iki sayfa bir konuya ayrılmış, bahçe,orman,tarla,göl... Bir tarafta küçük küçük resimlerle objeler tanıtılmış,diğer tarafta bu objelerin yer aldığı büyük bir resim tasarlanmış. Önce bütün şekilleri tanıyorsun sonra karşı tarafta onları buluyorsun, ama biz çok çeşitli oyunlar yaratıyoruz artık kitap üstünde, Nazlı bana ben ona çeşit çeşit sorular soruyoruz, hikayeler yazıyoruz. Kitabımızdan kareler aşağıda..









Bir diğeri 1001 Hayvanı Bulun. Bu kitap açıkçası beni biraz yoruyor, çünkü sadece Nazlı bulmuyor hayvanları, bir o bir ben şeklinde oynuyoruz ve beşer onar hayvan saymak çok kolay olmuyor,ki Nazlı 1 tane bile atlatmıyor, hepsini tek tek bulup sayıyoruz. Sayfayı çevirebilmek için bütün hayvanları bitirmiş olmalıyız,hatta her sayfada bir ressam  var gizlenmiş, onu da bulmuş olmalıyız.Öyle işte bir ya da iki sayfada kitabı elimizden bırakıyorsak ne ala, ama uzuyorsa Nazlı cidden üzerimde baskı oluşturuyor ve ben de cidden daralıyorum..


Hafıza kartlarımız ve de  eğlen öğren kartlarımız var. Bunlarla ikimiz de çok eğleniyoruz. Hafıza kartlarımız da  epey eski, ara ara kaldırıp tekrar çıkartıyorum, bu konuda gerçekten çok iyi, hem eğleniyor, hem de  hırs yapıyor, ciddi ciddi oynuyoruz yani, başarılı kendisi.  Eğlen öğren kartları çerez mi derler,öyle bir şey işte, arada derede, yolda izde oynuyoruz..






31 Ocak 2012 Salı

Kardan Kule

Hasta yavruyu sokaklardan biraz mahrum bırakınca dedemiz eve karla geldi. Balkonda dedeyle kar keyfi! yapıldı.
Çareler tükenmiyor,hepsini fotoğraflayamadım ama bu oyun yaklaşık 1 saat sürdü, önce ıslanan eldivenleri üşüttü ellerini, sonra eline geçirdiği çorapları ıslandı, onlar üşüttü, sonra çıplak elleri buluştu karla,bir oynayıp bir kalorifere koştu ısıttı geldi derkeeen gözü anneannesinin fırsattan istifade ağzına birşeyler tıkıştırmakta kullandığı çatala takıldı.
Ve işte size çatalla yapılan kardan kule..


30 Aralık 2011 Cuma

yeni yıl kurabiyeleri


 Nazlı kardan adam kurabiye yapıyor,normalde hep kalıpla yapıyoruz,bu sefer biraz ayırdık ve bir kısmıyla bu anne ve yavru kardan adamı yaptık. Burada siz pek göremiyorsunuz ama her kurabiye yapımında Nazlı bembeyaz oluyor,şekil vermeden önceki en sevdiği aşama un ekleme aşaması.Bayılıyor unla oynamaya,yoğurma işini anneye bırakıyor o un aktarıyor,adı da bu.



 -Anneee un aktarabilir miyim,lütfeeeen,hiç dökmiyceem,söz anneee.
 -Tamam annecim ama  benim yoğurmam bitene kadar,olur mu?
 -Tamam ben bi kaşık aliim
Sonrası beyaz mutfak ve beyaz Nazlı.



Bunlar da kurabiyelerimizin son hali, süslemelerimizi damla çikolatayla yaptık,bi kurabiyeye bi Nazlı'nın ağzına şeklinde. Piştikten sonraki halleri malesef yok, fotoğraflamaya zaman olamadı.



Alttaki fotoğraf  okulumuzda yaptıkları geyiklerden. Aslında ertesi gün yapılacak olan yeni yıl partisi için yapılmışlar ama Nazlı ben benimkini yiceeeeeem diye tutturunca, öğretmeni getirmek zorunda kaldı.






Dün akşam da  okulumuzda çocukların yaptığı bu güzel kurabiyelerin ve daha bir çok güzel yiyeceğin ikram edildiği yılbaşı partisindeydik.Nazlıcım hala çok kalabalıktan ve gürültüden hoşlanmadığı için biz biraz huzursuzduk,onun için hiç güzel fotoğrafımız yok.Noel babaya bile pas vermedik,hediyemizi almaya gitmedik, annenin kucağından inmedik.Umuyorum seneye yeni yıl partisinde eğlenecek,diğer çocuklar gibi şarkılar söyleyecek ve gidelim diye tutturmayacak..Umarım:)

İşte bu tek bireysel resmimiz.Ağlayan Nazlı. Çok hoş hazırlanmış bir partiydi tadını çıkarabilseydik,çok güzel bir kardan adam şeklinde kutu yapmışlar,içine giriyorsun,kafa kısmı boş,kafanı koyuyorsun ve kardan Nazlı,kardan Elif falan oluyosun ama malesef  biz olur gibi yaptık ama fotoğraflayamadık.Seneye inşallah.

4 Aralık 2011 Pazar

evde oyun zamanı

Biz şu sıra evde oyun oynamıyoruz,yani eskisi gibi oynamıyoruz,bu resimdeki gibi oyunlar çok kısa sürdü. Kreşe başlamamızın etkisi oldu sanırım bu süreçte,ya da büyüyor olmamızın.Hangisinin daha çok bilemiyorum ama artık bu bebeklerle,mutfak malzemeleriyle,takmalı oyuncaklarla,yapbozlarla,fincanla, kaşıkla oynamak yok hayatımızda. Oyun hamurları,parmak boyaları da ilgimizi çok çekmiyor artık.

Aslında Nazlı öyle oyuncaklarıyla saatlerce hatta dakikalarca oynayan bir çocuk olmadı hiç,15 aydan sonra uzunca bir süre sadece kitaplarla ilgilendik,sonra yapbozlar,hafıza kartları,evdeki ıvır zıvırlar oldu oyuncaklaımız.. şimdiyse hersey. biz bile oyuncaklarız Nazlı için.Hiç durmuyoruz,duramıyoruz,nefes almadan oynuyoruz.Hiç kendi kendine oyalanayım demiyor artık,bu bize 3 yaşın getirdikleri sanıyorum.

Evimizin favori oyunu okulculuk:),biz öğrenciyiz o öğretmen.Dur durak yok,yorulmak , sıkılmak hiç yok. Evde bir anda bir 'circle tiimeee 'narası geliyor veee hepimiz anında toplanıp bir çember oluyoruz ,bağdaşımızı kuruyoruz,öğretmenimizi dinliyoruz,birimiz ayağını biraz uzatsın,sit cross please ile uyarılıyoruz.Şükür ki montessori eğitimi veren bir okula gidiyoruz ve serbest çalışma zamanı diye bir olay var. Biz de tontiş öğretmenimiz hadi çalışma seçin dediğinde rahatlıyoruz.Bu arada o kadar sevgi doluyuz ki, hep canımlı cicimli konusuyoruz,sürekli başımız falan okşanıyor, ağlarsak öpülüyoruz,yaramazlık yaparsak şöyle bir dolaşmaya çıkıyoruz.Bu arada anlıyoruz ki her sabah ağlayarak gittiğimiz, 3 ayını doldurduğumuz ama hala alısmaya calıştığımız okulumuzda gayet güzel vakit geçiriyoruz,gayet mutluyuz,çok güzel şeyler öğreniyoruz..

Evimizin diğer favori oyunları ise saklambaç,yakalamaca,yarış yapma gibi gayet hareketli ve yorucu oyunlar, bunlarda tontişe enerjimizin yettiği kadar eşlik edebiliyoruz.Ama bunlardan sonra da uykuya geçiş çok rahat oluyor tabi ki.

Sonraaa kitaplarımız var,bunlardan daha sonra daha geniş bahsetmeliyim..

Bir de çok yoğun bir şekilde mutfakta vakit geçiriyoruz,deli gibi kurabiye, kek yapıyoruz,sonra yiyoruz ve puf oluyoruz anne kız. Hemen her gün böle bir talebimiz oluyor, çok çok kalıp aldık,yapıp yapıp atıyoruz fırına. Sonra karşılıklı oturup yiyoruz
- anneee fili yiyoruuuum,bak hortumunu yedim,hadi sen de kulaklarını yeee( kulaklar annenin ağzına tıkıştırılır)
-bunun bi gözü çıkmamış anne bunu babama verelim o yesin,di mi?
-ayy anne ben aç deilim daha yemesem(en az iki taneden sonra) olur mu?(yemeklerde bitirme durumu var ya,bütün tepsiyi yemesini beklediğimi sanıyor ,aksini anlatsam da  canı böle düşünmek istiyor)
Bazen de evcilik oynuyoruz,hep aynı ve kısa.Birbirimize çaya gidiyoruz ve çocuklardan sohbet ediyoruz.
- hoşgeldiniiiiz elif hanımcım(anne öpülür iki yanaktan), benim de çocuklar okulda işte,sabah hazırladım gönderdim,hava kararmadan almam gerek ama, aaa evet bak hava karardı gidip alıp geleyim,beni beklerler..( hep aynı cümle oyuna baslar baslamaz,sonra çocuklarla oyun.Ama burada o çocuk ben anne moduna geri dönüyoruz)

Bir de oturduğumuz yerde kendimizi ve koltuk kanepe tarzı eşyalarımızı kullanarak oynadığımız oyunlar var, tontiş epey bi eğleniyor.Ona bir parkur oluşturuyoruz, pufun etrafında dolan,annenin bacağının üstünden geç,minderde sürün.... tarzında aşamaları sürekli değişen yarış gibi bir oyun. Küçükken babam kardeşim ve benimle oynardı bu oyunu.Upuzun bir antremiz vardı, sandalyeler,minderler falan koyup engeller oluştururdu,zaman tutardı falan işte, dışarı çok çıkamadığımız zamanlar babamın deyimiyle enerjimizi boşaltma! yolumuzdu.Canım babam evde bizimle çok oynardı,bu tarz değişik bir çok oyun üretirdi,onun hayal gücüyle şimdi ben oynuyorum kızımla..

Bizim evde zaman geçirme şeklimiz bu artık,bakalım ne zamana kadar böle sürecek,evden çıkmak istemeyen bir çocuk olduğu da düşünülürse hafta sonlarımız tam gaz oyun modunda geçiyor,hafta sonları birbirimizi maximum mutlu etmeye çalısıyoruz. Anne baba ve tontiş olarak çok dolu geçiriyoruz akşamları ve de hafta sonlarını, evde ve soluksuz oyunla.Şimdi de bitmiş pille yazıyorum,ama ağzım kulaklarımda.