Normal Elif anne olup dönmemi sağlayacak şey hastalık olacakmış maalesef..
Biraz uzun bir ara oldu gerçekten.. Zaten zamansızdım (İpek kızdan sonra zaman yönetimim,ev yönetimim,iş yönetimim çoook değişti, bir düzenim yok, sürekli evin kadrosu değişiyor,hala bir rutinimiz yok, bu durumda ruhum daralmıyor desem yalan olur yani..), bu zamansızlığa ek, ruhumu daha da daraltan gezi mevzuu girdi araya... Saygı, ağaç, güven, zeka, birlik, coşku, umut, yalan, yandaş, yanlı, özgür, üslup, tarz, .......... hepsini koydum bir kenera, doğruyu yanlışı.. Ben en çok o gereksiz şiddete takıldım.. O gençlerin, hatta çocukların bu şiddetle karşılaşma şekline.. İçim acıdı, üzüldüm cidden çok üzüldüm.. Bıraksam kendimi daha yazarım herhalde ama asıl konumuza geçiyorum, beni beş gündür dibe vurduran hastalık durumuna..
Evet İpek Hanım adenovirüs kabusuyla tanıştı.. Biz daha önce Nazlıda tanışmıştık aslında, onun boğazını tutmuştu,5 gün ateş ve boğaz ağrısı yormuştu bizi sadece..
Şimdi İpekte ateşle başladı, kusma ve ishalle devam etti.. Yavrucak hiç bir şey yemedi içmedi, bildiğiniz baygın modda yattı..
İlk gün akşama doğru soluğu Alev Hanımda aldık tabi ki.. İpek kızı çok susuz kalmış gördü sanırım ki bizi hastaneye yönlendirdi.. İlk serumumuzu aldık, tahlil verdik, kanda bir şey çıkmadı, kakada adenovirus çıktı.. İşte tedavisi olmayan minimum 5 gün sizden ayrılmayacak olan kabus virüs.
Sonraki üç gün de sadece anne sütü alabildiği, su bile içemediği için yine taşındık hastaneye..Serum aldık 2-3 saat.. Uyutabildiğimde rahattı ama bir gün uyutamadım ve çok zorlandık oyalamakta.. 4 gün boyunca sanırım toplamda 4-5 çay kaşığı muzlu yoğurt ve 4-5 çay kaşığı yoğurtlu çorba yedi sadece.. İçtiği suyu bile çıkardı.. 4 gün ishali de kusması da son hız, gece gündüz devam etti..
Bu gün beşinci gün, biraz daha rahatladık, kaka ve kusma sayımız çok düştü, eli kolu hareket etmeye, ara ara gülücük atmaya bile başladı.. Biraz bişeler koyabildik ağzına.. Çok zor ve de yıpratıcı bir süreçti.. Susuz kalmasın diye uğraşıp endişelenmenin yanında o gözünü bile zor açan, bulduğu yere kafayı koyan çoook bitkin halini görmek bile yıpratıyor insanı..
Allah çaresiz hastalık vermesin der, çok salgın ( dün Güven'de öğlene kadar tam 20 çocuğa serum taktılar, virüsü tespit ettiler mi bilemem tabi ki ama ishal ve kusma teşhisiyle çocuk servisinde yatak kalmadı ) bilgisini verir, bir de İpek kız fotosu koyar ve de kaçarım:) Hazır uyuyorken uyumak lazım..
Bu arada Nazlı kız babannede başladı tatiline, bugün de anannede..Bir sonraki postumuz da onun ilk okul macerasına vedası olsun:)
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Temmuz 2013 Çarşamba
7 Şubat 2013 Perşembe
Bu Bana Reva Mı?
Bir önceki yazıyı yazdıktan bir kaç saat sonra Nazlı'yı almak için okula gittim.. Bahçede oynuyorlardı.. Öpüştük koklaştık, arabaya bindik.. Biraz sıcak geldi bana ama hemen attım kafamdan olumsuz düşünceleri.. Arabada mızır mızır, eve geldik, yorgunum yatayım mı, üşüyorum sanki, yemeden uyusam, bana miki açsan anne tarzı cümleler daha bitmeden çıktı ateşi, o günden beri ateşliyiz:(
Bir aylık aranın ardından sadece 2 gün gidebildik okula, yine evdeyiz yani..
Bir aylık aranın ardından sadece 2 gün gidebildik okula, yine evdeyiz yani..
11 Ocak 2013 Cuma
Bir iç döküş..
Biz yine evdeyiz, artık hastalık yazısı yazmak istemiyorum, onun için de yazmıyorum..
Kafam karışık, geçen yıl da benzer bir durum olmuştu, ve geçen yıl olduğu gibi bu sene de aynı soruyla karşı karşıya kaldım. Okula ara vermeli mi? Verdik..
Canımı sıkıyor bu iş.. Tam bir düzen oturttuk diyoruz, hasta oluyoruz.. Maaile.. Ufaklığa kadar. Bütün geniş ailenin beni daha da yoran yorumlarına doktorumuzun kreşe biraz ara verin, kışı evde geçirin, 3aylık bebeniz gün yüzü görmedi yaklaşımı da eklenince gene altüst oldum açıkçası..
Ananneye taşındık, 2 çocuklu ev zor. Kendi zorlanmamı geçtim aslında, ama Nazlı için evde olmak sıkıcı sonuçta. Aslında o çok mutlu, dedenin, anannenin, ve de kardeşinin tadını çıkarıyor.. Ama ben kendimle çok çelişiyorum.. Okula gitsin istiyorum, sonuçta hastalıklarla gelişecek bağışıklıkları, kolladıkça daha iyi olmayacaklar, biliyorum, ama 1 hafta sağlıklı gidiyor, sonraki hafta hasta, evde.. bütün hafta uğraş iyileştir, 3 gün sonra tekrar.. Bu döngüye ufaklık da katılınca çok fena oluyor ev halimiz. O zaman diyorum ki, sağlıklı olsunlar, gerisi çok önemli değil.
Çok bunalmışım gördüğünüz gibi, şimdilik evdeyiz, iyi sayılırız, herkes pek mutlu.. Ben gerekli gereksiz stresteyim.. Allah büyük sıkıntı vermesin aslında, sonradan hatırlanmayacak bile bunlar ama ister doğum sonrası ruh halim diyelim, ister benim yapım bu diyelim, sıkıntı yapıyorum. Düzenimizin çok sık bozulmasına, Nazlı'nın 1yılın sonunda ancak eğlenebildiği okul hayatının kesintiye uğramasına, evde okula göre daha kalitesiz geçirilen zamana canımı sıkıyorum açıkçası.
Bu sırada bu yoğun birliktelikte kızların arası süper, bu da bir kaç dakika önceden bir kare.. Nazlı İpeke kitap okuyor:)
Kafam karışık, geçen yıl da benzer bir durum olmuştu, ve geçen yıl olduğu gibi bu sene de aynı soruyla karşı karşıya kaldım. Okula ara vermeli mi? Verdik..
Canımı sıkıyor bu iş.. Tam bir düzen oturttuk diyoruz, hasta oluyoruz.. Maaile.. Ufaklığa kadar. Bütün geniş ailenin beni daha da yoran yorumlarına doktorumuzun kreşe biraz ara verin, kışı evde geçirin, 3aylık bebeniz gün yüzü görmedi yaklaşımı da eklenince gene altüst oldum açıkçası..
Ananneye taşındık, 2 çocuklu ev zor. Kendi zorlanmamı geçtim aslında, ama Nazlı için evde olmak sıkıcı sonuçta. Aslında o çok mutlu, dedenin, anannenin, ve de kardeşinin tadını çıkarıyor.. Ama ben kendimle çok çelişiyorum.. Okula gitsin istiyorum, sonuçta hastalıklarla gelişecek bağışıklıkları, kolladıkça daha iyi olmayacaklar, biliyorum, ama 1 hafta sağlıklı gidiyor, sonraki hafta hasta, evde.. bütün hafta uğraş iyileştir, 3 gün sonra tekrar.. Bu döngüye ufaklık da katılınca çok fena oluyor ev halimiz. O zaman diyorum ki, sağlıklı olsunlar, gerisi çok önemli değil.
Çok bunalmışım gördüğünüz gibi, şimdilik evdeyiz, iyi sayılırız, herkes pek mutlu.. Ben gerekli gereksiz stresteyim.. Allah büyük sıkıntı vermesin aslında, sonradan hatırlanmayacak bile bunlar ama ister doğum sonrası ruh halim diyelim, ister benim yapım bu diyelim, sıkıntı yapıyorum. Düzenimizin çok sık bozulmasına, Nazlı'nın 1yılın sonunda ancak eğlenebildiği okul hayatının kesintiye uğramasına, evde okula göre daha kalitesiz geçirilen zamana canımı sıkıyorum açıkçası.
Bu sırada bu yoğun birliktelikte kızların arası süper, bu da bir kaç dakika önceden bir kare.. Nazlı İpeke kitap okuyor:)
9 Ekim 2012 Salı
Şu sıra evdeyiz..
Nazlım hasta oldu, yılın ilk hastalığı çabucak geçsin umarım. Basit bir soğuk algınlığı diyelim.Mevsim kaynaklı. Sonbahar. En gözüme de gönlüme de hitap eden mevsim.. İki gündür okula da gitmiyoruz.Mevsimi değerlendirdiğim söylenemez,evdeyiz genel olarak..Nazlıyla okuyoruz ve de yapboz yapıyoruz..
Baby On The Way diye bir kitap var elimizde, sınıf arkadaşımız Arda'nın annesi Itır ulaştırdı geçen hafta.. Çok teşekkür ediyoruz kendisine,çok beğendik...Aklında şu an hiç olmayan olumsuz duygularla tanışır düşüncesiyle bir kitap edinmemiştim,kardeşe hazırlık aşamasında, bir önceki yazımda da yazmıştım. Bu çok hoş bir kitap, olumsuz hiç bir duygu yok içinde, hamilelik ve de bebeğin gelişini, ilk günlerini, ev halini, annenin ve de ailenin diğer fertlerinin hallerini anlatmış,çocuğun kendi bakış açısıyla da görmesini sağlamaya çalışmış. Nazlı çok hoşlandı,sık sık okuyoruz,kendi çapımızda hazırlanıyoruz kardeşimize..
Evet artık 38. haftanın içindeyiz. Bebek 3100 civarında, 3 ü geçti ya rahatladım artık.. Tarihim hala belli değil, bakalım durumumuza göre bu hafta, haftaya, beklemedeyiz artık:)
Baby On The Way diye bir kitap var elimizde, sınıf arkadaşımız Arda'nın annesi Itır ulaştırdı geçen hafta.. Çok teşekkür ediyoruz kendisine,çok beğendik...Aklında şu an hiç olmayan olumsuz duygularla tanışır düşüncesiyle bir kitap edinmemiştim,kardeşe hazırlık aşamasında, bir önceki yazımda da yazmıştım. Bu çok hoş bir kitap, olumsuz hiç bir duygu yok içinde, hamilelik ve de bebeğin gelişini, ilk günlerini, ev halini, annenin ve de ailenin diğer fertlerinin hallerini anlatmış,çocuğun kendi bakış açısıyla da görmesini sağlamaya çalışmış. Nazlı çok hoşlandı,sık sık okuyoruz,kendi çapımızda hazırlanıyoruz kardeşimize..
Evet artık 38. haftanın içindeyiz. Bebek 3100 civarında, 3 ü geçti ya rahatladım artık.. Tarihim hala belli değil, bakalım durumumuza göre bu hafta, haftaya, beklemedeyiz artık:)
Etiketler:
3.trimester,
hamilelik,
hastalık,
kardeşe hazırlık,
kitap
27 Eylül 2012 Perşembe
Yaz Özeti ve PFAPA Sendromu
Bu yaz bizim için biraz değişik bir yazdı aslında. Kısa bir özet ihtiyacı duyuyorum,ileride hatırlamam açısından.
Nazlı kız Haziran sonunda ilk defa bu kadar tadına vardığı ve de zevk aldığı ama maalesef kısa süren bir tatil yaptı. Bu konuda bir yazı yazmıştım zaten. 1 aya yakın da Ankara içinde, anneannede, babannede, bahçelerde, parklarda tatil yapmış oldu.Okula dönüşü muhteşem oldu. Sorunsuz gidiyoruz sabahları.Yaşasın..
Ben bütün yaz hamileydim tabiki:) 4 yıl öncesine göre daha sıkıntılı bir süreç oldu. Çok sıcak bir yazdı. Ellerim ayaklarım şişti, bitkinlik,yorgunluk,sıkıntım oldu çok.Cidden zorlandığım zamanlar oldu.Kansızlığım da beni çok zorladı,hala da zorluyor aslında..
Babamız çok hasta oldu. Temmuz başından Eylül başına kadar hastalıklarla uğraştık diyebiliriz. Önce orta kulak iltihabı oldu, sonra pnömoni-zatürre- oldu, çok uzun süre ve de yoğun ilaç kullandı, bağışıklık sisteminin fazla aktive olması kaynaklı boğazında bir komplikasyon oluştu. 1 hafta su bile içemedi,en kötü süreç buydu, tükürüğünü bile yutamadı, net bir teşhis koyulamadı, tek doz kortizon verilerek atlatıldı. En son bu kadar yoğun ilaç kullanımına bağlı olarak çok ciddi ilaç alerjisi oldu,yine enjetabl kortizon ve ağızdan ilaç tedavisi ile 10 gün sonunda iyileşti.Buna şükür dedik.
Sağlık açısından bizim için asıl önemli olan Nazlı'ya koyulan teşhisti. Nazlı Ocak ayı itibariyle her ay rutin olarak ateşlendi, genel olarak ilk kreş yılına bağladık.(daha önce bu konuda bol bol yazım var sanırım.) Kültürler temiz çıktı, vücutta başka bir enfeksiyon çıkmadı.Bizdeki bulgular hafif boğaz ağrısı,boğazda önce kızarıklık,sonra beyazlık ve yüksek ateş. Sürekli takip eden bir doktorunuz yok ise bu bulgulara direk tonsillit ya da farenjit teşhisi koyulup antibiyotik tedavisine başlanabiliyor. Bu çok dikkat isteyen bir konu, ben meslek hayatımda da çok karşılaşıyorum 2-3 hafta arayla sürekli antibiyotik tedavisi verilen çocuklarla, antibiyotik kullanımı maalesef bizim ülkemizde yeteri kadar önemsenmiyor,bunun da ilerki yıllarda hayatımızda çok ciddi etkileri olabiliyor. Her neyse biz kültür sonuçları normal çıktığı sürece ateş düşürücü dışında bir şey kullanmadık, doktorumuz da Ağustos ayında kreşe gitmiyor iken, tatildeyken, yine bu tarz bir ateşle karşılaşırsak, artık teşhisimizde netleşebiliriz dedi. Ve biz de 13 Ağustosta ateşlendik, yine kültür aldırdık temiz çıktı, muayenede yine boğazlarımız kızarıktı, 2 gün ateş düşürücü kullanarak bekledik, bir değişiklik olmayınca tanı için gerekli olan son aşamaya geldik. Ağızdan tek doz kortizon (Prednol flakonu oral verdik) ile ateşi kısa sürede düştü ve 24 saat içinde de tekrarlamadı. Bu da PFAPA Sendromu teşhisimizi doğrulamış oldu. Hiç teşhissizlikten bu iyidir diye düşünüyorum.Şu ana kadar yeni bir atağımız olmadı, bu steroid tedavisinin atakların arasını açması bekleniyormuş.Yeni bir atakta tekrar doktorumuzla haberleşeceğiz tabi ki, yeniden steroid alacağız ve sanıyorum doktorumuz bizi immunolojiye sevkedecek..
(PFAPA Sendromu periyodik ateş, lenf bezlerinde şişme,boğaz ağrısı ve aftla karakterize 3-5 gün süren ve standart bir aralıkta tekrarlayan bir hastalık,kesin tanısı da sanırım bize konulduğu gibi konuluyor.)
Bizde yaz böyle bitti sayılır, son zamanlarını yaşıyoruz güzel havaların.. Geceleri ve sabahları serin artık, gündüzlerin de son demleri.. Seneye büyük bir değişiklikle, 4 kişilik ailemizle karşılayacağımız yaza şimdilik böyle hoşçakal diyoruz.
Nazlı kız Haziran sonunda ilk defa bu kadar tadına vardığı ve de zevk aldığı ama maalesef kısa süren bir tatil yaptı. Bu konuda bir yazı yazmıştım zaten. 1 aya yakın da Ankara içinde, anneannede, babannede, bahçelerde, parklarda tatil yapmış oldu.Okula dönüşü muhteşem oldu. Sorunsuz gidiyoruz sabahları.Yaşasın..
Ben bütün yaz hamileydim tabiki:) 4 yıl öncesine göre daha sıkıntılı bir süreç oldu. Çok sıcak bir yazdı. Ellerim ayaklarım şişti, bitkinlik,yorgunluk,sıkıntım oldu çok.Cidden zorlandığım zamanlar oldu.Kansızlığım da beni çok zorladı,hala da zorluyor aslında..
Babamız çok hasta oldu. Temmuz başından Eylül başına kadar hastalıklarla uğraştık diyebiliriz. Önce orta kulak iltihabı oldu, sonra pnömoni-zatürre- oldu, çok uzun süre ve de yoğun ilaç kullandı, bağışıklık sisteminin fazla aktive olması kaynaklı boğazında bir komplikasyon oluştu. 1 hafta su bile içemedi,en kötü süreç buydu, tükürüğünü bile yutamadı, net bir teşhis koyulamadı, tek doz kortizon verilerek atlatıldı. En son bu kadar yoğun ilaç kullanımına bağlı olarak çok ciddi ilaç alerjisi oldu,yine enjetabl kortizon ve ağızdan ilaç tedavisi ile 10 gün sonunda iyileşti.Buna şükür dedik.
Sağlık açısından bizim için asıl önemli olan Nazlı'ya koyulan teşhisti. Nazlı Ocak ayı itibariyle her ay rutin olarak ateşlendi, genel olarak ilk kreş yılına bağladık.(daha önce bu konuda bol bol yazım var sanırım.) Kültürler temiz çıktı, vücutta başka bir enfeksiyon çıkmadı.Bizdeki bulgular hafif boğaz ağrısı,boğazda önce kızarıklık,sonra beyazlık ve yüksek ateş. Sürekli takip eden bir doktorunuz yok ise bu bulgulara direk tonsillit ya da farenjit teşhisi koyulup antibiyotik tedavisine başlanabiliyor. Bu çok dikkat isteyen bir konu, ben meslek hayatımda da çok karşılaşıyorum 2-3 hafta arayla sürekli antibiyotik tedavisi verilen çocuklarla, antibiyotik kullanımı maalesef bizim ülkemizde yeteri kadar önemsenmiyor,bunun da ilerki yıllarda hayatımızda çok ciddi etkileri olabiliyor. Her neyse biz kültür sonuçları normal çıktığı sürece ateş düşürücü dışında bir şey kullanmadık, doktorumuz da Ağustos ayında kreşe gitmiyor iken, tatildeyken, yine bu tarz bir ateşle karşılaşırsak, artık teşhisimizde netleşebiliriz dedi. Ve biz de 13 Ağustosta ateşlendik, yine kültür aldırdık temiz çıktı, muayenede yine boğazlarımız kızarıktı, 2 gün ateş düşürücü kullanarak bekledik, bir değişiklik olmayınca tanı için gerekli olan son aşamaya geldik. Ağızdan tek doz kortizon (Prednol flakonu oral verdik) ile ateşi kısa sürede düştü ve 24 saat içinde de tekrarlamadı. Bu da PFAPA Sendromu teşhisimizi doğrulamış oldu. Hiç teşhissizlikten bu iyidir diye düşünüyorum.Şu ana kadar yeni bir atağımız olmadı, bu steroid tedavisinin atakların arasını açması bekleniyormuş.Yeni bir atakta tekrar doktorumuzla haberleşeceğiz tabi ki, yeniden steroid alacağız ve sanıyorum doktorumuz bizi immunolojiye sevkedecek..
(PFAPA Sendromu periyodik ateş, lenf bezlerinde şişme,boğaz ağrısı ve aftla karakterize 3-5 gün süren ve standart bir aralıkta tekrarlayan bir hastalık,kesin tanısı da sanırım bize konulduğu gibi konuluyor.)
Bizde yaz böyle bitti sayılır, son zamanlarını yaşıyoruz güzel havaların.. Geceleri ve sabahları serin artık, gündüzlerin de son demleri.. Seneye büyük bir değişiklikle, 4 kişilik ailemizle karşılayacağımız yaza şimdilik böyle hoşçakal diyoruz.
9 Ağustos 2012 Perşembe
Yavrunun 3.5 Yaş , Annenin 28. Hafta Kontrolü
Evet Nazlı 3,5 yaşı geçti aslında, ama bizim rutin kontrolümüz bu aydı. Genel olarak kardeş bekleme ve sık hastalık üzerine konuştuk aslında. Kardeş nasıl karşılanır, ayrı bir post konumuz olsun. Sık hastalıklarımıza gelince genel olarak kreş yılına bağladık, bir de sebepsiz rutin ateşlerimiz var, tam teşhis koymak için doktorumuz bu ay da bir ateş bekliyor.Eğer kreşsiz zamanda yine tekrarlarsa bu ateş,PFAPA sendromu tanısına sahip olup tedavimizi alacağız, bakalım bekliyoruz..( PFAPA, yüksek ateşli,ayda bir tarzında bir rutini olan, 2-3 gün süreyle devam eden,sıklıkla tonsilliti taklit eden ve de başka bir bulgusu olmayan bir sendrom, tek doz kortizon enjeksiyonu ile de olay bitiyor)
En sonki hastalık yazımda kocaman bademcik-dondurma ilişkisi kurmaya çalışan babadan bahsetmiştim sanırım. Doktorumuzdan babamıza bir not gönderildi, aynen şu şekil:
Sayın Emre Baba, bademcik enfeksiyonu sırasında bile dondurma yedirmenin sakıncası yok.Selamlar..
Şahsen bu benim için çok önemliydi, ben hiç dondurmayla hasta olunacağını düşünen bir anne olmadım, bu notla da evde de rahatladığımızı umuyorum.
Onun dışında 3,5- 4 yaş aralığında bizi neler bekliyor
En sonki hastalık yazımda kocaman bademcik-dondurma ilişkisi kurmaya çalışan babadan bahsetmiştim sanırım. Doktorumuzdan babamıza bir not gönderildi, aynen şu şekil:
Sayın Emre Baba, bademcik enfeksiyonu sırasında bile dondurma yedirmenin sakıncası yok.Selamlar..
Şahsen bu benim için çok önemliydi, ben hiç dondurmayla hasta olunacağını düşünen bir anne olmadım, bu notla da evde de rahatladığımızı umuyorum.
Onun dışında 3,5- 4 yaş aralığında bizi neler bekliyor
- var olan takıntılar devam edecek ve şiddetlenecek, büyük tepkiler verilmeyecek,normal karşılanacak, ben geçecektim sen geçtin , ben yapacaktım sen yaptın tarzı durumlar artacak, geri sarabileceklerinizi sarın. Saramayacaklarınızda konu değiştirin, dikkati dağıtın.
- yaptıklarının sorumluluğunu alacağı yaşa geliyor, izin verin
- yavaş yavaş soyutluk kavramını anlayacak yaşa geliyor, duyguları öğretin,sık sık ne hissediyorsun, sorun.
- toplu taşıma araçlarını kullanın
- uzak semtler,kültürler,evler,ortamlar gösterin, sokak mesleklerini gösterin, en güzeli Ulus.
- hayat seramonilerini öğretin( tatile giderken,misafir gelirken, kışa yaza girerken....)
- bir hayvan,bitki yetiştirsin
Bu yaş oyunları ise fark bulmalar,nokta birleştirme, gölge eşleştirme,hafıza kartları,puzzle,resim tamamlama ve anlatma, kağıt bebekler,evcilik oyunları, küçük mobilyalar,çiftlik,kasaba,mahalle oyunları. Badminton raketi alıp balonla oynamak,Meraklı Minik'e abone olmak, evde bir aktivite köşesi oluşturmak da diğer notlar. Sembol yayınlarının Bilgi Kutusu ise güzel bir ev aktivitesi imiş.
Bu takıntılar bizim hayatımızın büyük bir parçası, sanıyorum ve de umuyorum bir 6 ay sonra yavaş yavaş terkedecek bizi. Her şeyi sırayla yapma takıntımız var mesela şu sıra, kum boyamada renkleri sırayla kullanma, sadece kum boyama değil, evdeki boyamalarda da durum böyle.Her gün sırayla ayakkabı giyme, bu çok ciddi uyumsuzluklara yol açıyor, ama gözlerimi kapatıyorum artık, terlik ve de botları geçiştirdirdiğimdeki haz bana yetiyor. Yemekleri sırayla yeme, köfte-pilav-karpuz gibi,hiç aksatılmaması gerekiyor. Buna benzer çok şey var,bunlar şu an aklımdakiler..
Bu yaş aktiviteleri bize çok yabancı değil zaten hayatımızda olan şeyler, bu Bilgi Kutusunu henüz bulamadık biz,tatildeyken bulsak iyi olur aslında,arayalım.

Onun dışında bir aktivite köşemiz kıştan beri var. Küçük bir köşe,Nazlı yaptıkça asıyor buraya, okulda yaptıklarını da asıyor, sürekli değişiyor, ilk zamanlar daha ilgiliydi, mandallarla oynamak bile hoşuna gidiyordu, şimdi pek değil.
Nazlı'dan bu kadar, bize gelince biz artık 28. haftadayız, gayet iyiyiz. 9 kg almış bulunuyorum, bebiş de yaklaşık 1100 gram. 2.trimester rahatlığı azalacak artık, daha kalsiyumlu, omegalı beslenmem gerekecek, kilo alımım artacak.Çabucak yorulmalar,kramplar, mide şikayetleri,uykusuzluk Nazlı'yı beklerlerkenden hatırladıklarım, bakalım bu nasıl olacak.
Bu takıntılar bizim hayatımızın büyük bir parçası, sanıyorum ve de umuyorum bir 6 ay sonra yavaş yavaş terkedecek bizi. Her şeyi sırayla yapma takıntımız var mesela şu sıra, kum boyamada renkleri sırayla kullanma, sadece kum boyama değil, evdeki boyamalarda da durum böyle.Her gün sırayla ayakkabı giyme, bu çok ciddi uyumsuzluklara yol açıyor, ama gözlerimi kapatıyorum artık, terlik ve de botları geçiştirdirdiğimdeki haz bana yetiyor. Yemekleri sırayla yeme, köfte-pilav-karpuz gibi,hiç aksatılmaması gerekiyor. Buna benzer çok şey var,bunlar şu an aklımdakiler..
Bu yaş aktiviteleri bize çok yabancı değil zaten hayatımızda olan şeyler, bu Bilgi Kutusunu henüz bulamadık biz,tatildeyken bulsak iyi olur aslında,arayalım.

Onun dışında bir aktivite köşemiz kıştan beri var. Küçük bir köşe,Nazlı yaptıkça asıyor buraya, okulda yaptıklarını da asıyor, sürekli değişiyor, ilk zamanlar daha ilgiliydi, mandallarla oynamak bile hoşuna gidiyordu, şimdi pek değil.
Nazlı'dan bu kadar, bize gelince biz artık 28. haftadayız, gayet iyiyiz. 9 kg almış bulunuyorum, bebiş de yaklaşık 1100 gram. 2.trimester rahatlığı azalacak artık, daha kalsiyumlu, omegalı beslenmem gerekecek, kilo alımım artacak.Çabucak yorulmalar,kramplar, mide şikayetleri,uykusuzluk Nazlı'yı beklerlerkenden hatırladıklarım, bakalım bu nasıl olacak.
11 Temmuz 2012 Çarşamba
5 Günlük Hastalık Öyküsü,Kreş-Hastalık ve de Kocaman Bademcik-Dondurma İlişkileri
Evet biz yine perşembeden beri hastayız,öyle böyle değil bu sefer pek bir fena olduk. Sebepleri de sorgulayacağım ama önce hastalığımız. Standart her zamanki gibi ateşimiz çıktı, 2,5-3 saatte 38 leri bulan, dönüşümlü kullandığımız ateş düşürücülerle zor bela kontrol ettiğimiz inatçı klasik Nazlı ateşi.
Bir boğaz, bir idrar kültürü verdik.Ertesi güne kadar idare ettik ateşimizi, kültürler temiz çıktı, iyi dedik, viral yine,geçer yarına. Geçmedi. Ateşin çıkma süresi hiiç uzamadı.. Acile gittik, bademcikler kocamaaaan olmuş, çok yoğun geniz akıntısı var, antibiyotik başladık. Buraya kadar çok bir şey yok. Klasik. Ama geceler.. Hiiiç bilmediğim bir tıkanıklık.Daha önceki hastalıklarında da horlaması falan olmuştu ama bu başka. Direk apne (kelime anlamı uykuda solunumun kısa süreli durması,nefessizlik). 3 gece. Hıklayıp kalıyor yavru. Yıkayarak, temizleyerek ya da burun spreyiyle açılmıyor. Çok fena bir şey bu. İlk geceden sonra KBB ye gittik (doktorumuz tatilde ama sağ olsun bizi yönlendirdi.) Geniz eti iltihabı. Yavrunun burnunun arkası dolmuş. Karbonatlı tuzlu suyla boşaltılacak, nasıl bir eziyet yavruya, enjektöre çekilmiş su, her iki burun deliğinden çırpınan yavruya resmen fışkırtılır, sonra burundan ve ağızdan bin bir eziyetle o bildiğimiz sümük akar. 3 geceden sonra yavrucuk ilk defa dün gece biraz horlayarak uyuyabildi. Allah'ım sana bin şükür, ne kadar fena bir şeymiş bu. 3 gece sürekli dürttüm yavruyu,sabaha kadar.
Tabi ki hasta çocuk çok zor, ama Nazlı on kat,yüz kat,bin kat zor. Şurup içmek mesele,duş aldırmak, yemek yedirmek,soymak giydirmek,burun spreyi akla gelebilecek her şey sorun. Her biri dakikalar sürüyor. 70 cclik şurup şişesi 2 dozdan sonra yarıya iniyor, ağzını kapatıyor,püskürtüyor,kusuyor. Bişey değil zor bela yedirdiğimiz 2-3 lokma da gidiyor. Bu şurup olayı günde en az 6-7 defa tekrarlanıyor, nasıl bir sinir harbi. İlk etapta ikna yöntemleri deneniyor, mantıkla, lazım-larla anlatıyoruz, sonra tehdit maalesef, sonra zor kullanma. (Biraz iyileşsin normale dönüyor , onun için de kızamıyorum yavruya, hep o birbirine değmesine ramak kalan bademciklerin yüzünden- miş yani, doktorlar hep öyle söylüyor,yutamıyormuş çocuk-). Ama tabii kendi huyu da huy mu,değil tabii ki.
Bu arada kışın geniz etine,bademciğe baktırmıştık, büyük bir problem yoktu,geniz eti normaldi, bademcikler normalden biraz daha büyüktü, yavrunun iştahsızlığı, ona buna, en ufak bir şeyde öğürmesi, terlemeleri, boğazdaki sık viral enfeksiyonlar hep bu iri bademciktendi. Şimdi geniz eti ile birleşince yavruya nefes aldırmadı resmen. İyice bir iyileşelim, hemen acilen ilgilenmemiz gerek bu işle.
Kreş-hastalık ilişkisi de ayrı bir post konusu aslında, cidden çok merak ediyorum,herkes ilk kreş yılını nasıl geçiriyor, bu yılın üstesinden gelmek için ne derece bir cengaverlik gerekiyor..Biz yılın başından itibaren tam 12 adet ateşli hastalık geçirmişiz. 6 ayda 12 kez hasta olmuşuz. Bunun üçü bronşit. Biri el-ayak-ağız hastalığı. İkisinde antibiyotik kullanmışız(biri bronşit diğeri ağır ÜSYE kaynaklı). Diğerleri ateş düşürücülerle en az 3 günde atlattığımız viral solunum yolu hastalıkları. Kreşe başlayınca çok hasta olacaktı biliyorduk, ama bu kadarını bekliyor muyduk, hazırlıklı mıydık.. Hayır.. Bir de Nazlı üç yaşına kadar bir İYE, bir 6.Hastalık geçmişi olan çok turp bir yavru olunca fena bocaladık,afalladık.
Bir de gen mevzuusu var maalesef. Nazlı böyle kreş dönemine kadar hep 'Ooohhh bana benzemiş' nidalarımla büyüdü. Ben şükür ki çok nadir hasta olurum. Çocukken de böyleymiş, yaz kış sokakta olmaktan, öyle kardan buzdan, dondurmadan,havuzdan denizden hasta olan,havadan nem kapan bir çocuk değilmişim. Ama babacık nemin ta kendisiymiş.Çocukken dondurma diye külahta irmik tatlıları yalamış yutmuş.. Bademcikleri alınana kadar da hastalıktan gerçekten hiç kurtulamamış.Fena yani. Ben işin açığı dondurmadan hasta olunduğuna hiç inanmadım, Nazlı'ya da öyle davrandım şimdiye kadar. Ama eğer ki çocuğumun hastalıklarına bu kocaman bademciklerle dondurma ilişkisi sebep oluyorsa, önce kendime bir dur diyeceğim. Bir uzman görüşünden sonra, bakalım ay sonu doktor kontrolümüz var..
Bir boğaz, bir idrar kültürü verdik.Ertesi güne kadar idare ettik ateşimizi, kültürler temiz çıktı, iyi dedik, viral yine,geçer yarına. Geçmedi. Ateşin çıkma süresi hiiç uzamadı.. Acile gittik, bademcikler kocamaaaan olmuş, çok yoğun geniz akıntısı var, antibiyotik başladık. Buraya kadar çok bir şey yok. Klasik. Ama geceler.. Hiiiç bilmediğim bir tıkanıklık.Daha önceki hastalıklarında da horlaması falan olmuştu ama bu başka. Direk apne (kelime anlamı uykuda solunumun kısa süreli durması,nefessizlik). 3 gece. Hıklayıp kalıyor yavru. Yıkayarak, temizleyerek ya da burun spreyiyle açılmıyor. Çok fena bir şey bu. İlk geceden sonra KBB ye gittik (doktorumuz tatilde ama sağ olsun bizi yönlendirdi.) Geniz eti iltihabı. Yavrunun burnunun arkası dolmuş. Karbonatlı tuzlu suyla boşaltılacak, nasıl bir eziyet yavruya, enjektöre çekilmiş su, her iki burun deliğinden çırpınan yavruya resmen fışkırtılır, sonra burundan ve ağızdan bin bir eziyetle o bildiğimiz sümük akar. 3 geceden sonra yavrucuk ilk defa dün gece biraz horlayarak uyuyabildi. Allah'ım sana bin şükür, ne kadar fena bir şeymiş bu. 3 gece sürekli dürttüm yavruyu,sabaha kadar.
Tabi ki hasta çocuk çok zor, ama Nazlı on kat,yüz kat,bin kat zor. Şurup içmek mesele,duş aldırmak, yemek yedirmek,soymak giydirmek,burun spreyi akla gelebilecek her şey sorun. Her biri dakikalar sürüyor. 70 cclik şurup şişesi 2 dozdan sonra yarıya iniyor, ağzını kapatıyor,püskürtüyor,kusuyor. Bişey değil zor bela yedirdiğimiz 2-3 lokma da gidiyor. Bu şurup olayı günde en az 6-7 defa tekrarlanıyor, nasıl bir sinir harbi. İlk etapta ikna yöntemleri deneniyor, mantıkla, lazım-larla anlatıyoruz, sonra tehdit maalesef, sonra zor kullanma. (Biraz iyileşsin normale dönüyor , onun için de kızamıyorum yavruya, hep o birbirine değmesine ramak kalan bademciklerin yüzünden- miş yani, doktorlar hep öyle söylüyor,yutamıyormuş çocuk-). Ama tabii kendi huyu da huy mu,değil tabii ki.
Bu arada kışın geniz etine,bademciğe baktırmıştık, büyük bir problem yoktu,geniz eti normaldi, bademcikler normalden biraz daha büyüktü, yavrunun iştahsızlığı, ona buna, en ufak bir şeyde öğürmesi, terlemeleri, boğazdaki sık viral enfeksiyonlar hep bu iri bademciktendi. Şimdi geniz eti ile birleşince yavruya nefes aldırmadı resmen. İyice bir iyileşelim, hemen acilen ilgilenmemiz gerek bu işle.
Kreş-hastalık ilişkisi de ayrı bir post konusu aslında, cidden çok merak ediyorum,herkes ilk kreş yılını nasıl geçiriyor, bu yılın üstesinden gelmek için ne derece bir cengaverlik gerekiyor..Biz yılın başından itibaren tam 12 adet ateşli hastalık geçirmişiz. 6 ayda 12 kez hasta olmuşuz. Bunun üçü bronşit. Biri el-ayak-ağız hastalığı. İkisinde antibiyotik kullanmışız(biri bronşit diğeri ağır ÜSYE kaynaklı). Diğerleri ateş düşürücülerle en az 3 günde atlattığımız viral solunum yolu hastalıkları. Kreşe başlayınca çok hasta olacaktı biliyorduk, ama bu kadarını bekliyor muyduk, hazırlıklı mıydık.. Hayır.. Bir de Nazlı üç yaşına kadar bir İYE, bir 6.Hastalık geçmişi olan çok turp bir yavru olunca fena bocaladık,afalladık.
Bir de gen mevzuusu var maalesef. Nazlı böyle kreş dönemine kadar hep 'Ooohhh bana benzemiş' nidalarımla büyüdü. Ben şükür ki çok nadir hasta olurum. Çocukken de böyleymiş, yaz kış sokakta olmaktan, öyle kardan buzdan, dondurmadan,havuzdan denizden hasta olan,havadan nem kapan bir çocuk değilmişim. Ama babacık nemin ta kendisiymiş.Çocukken dondurma diye külahta irmik tatlıları yalamış yutmuş.. Bademcikleri alınana kadar da hastalıktan gerçekten hiç kurtulamamış.Fena yani. Ben işin açığı dondurmadan hasta olunduğuna hiç inanmadım, Nazlı'ya da öyle davrandım şimdiye kadar. Ama eğer ki çocuğumun hastalıklarına bu kocaman bademciklerle dondurma ilişkisi sebep oluyorsa, önce kendime bir dur diyeceğim. Bir uzman görüşünden sonra, bakalım ay sonu doktor kontrolümüz var..
20 Haziran 2012 Çarşamba
El Ayak Ağız Hastalığı
Evet aynen böyle bir hastalık da varmış.Viral ve bulaşıcı bir çocuk hastalığı. E biz de kaçırmadık olduk..
8. ayda geçirdiğimiz 6. hastalık benzeri bir durum.
3 gün özellikle yanaklarda ellerde, popoda yoğunlaşan döküntülerle seyreden ateşimiz oldu, döküntüler hala var, bu döküntülerin aynısından boğazda, yutakta da var. Onun için yemek yememiz sorun oldu biraz, onun dışında bekliyoruz, geçecek kendiliğinden. Bu arada bulaştırmayalım diyerek, okula da gitmiyoruz, yavru anneanne, babaanne ile pek bir mutlu. Tabii bu durum bize sıkıntı. Her hastalık sonrası okula dönüş,yeni bir oryantasyon süreci.. Umarım yanılırım, yarın lay lay lay gideriz okula, bakalım..
8. ayda geçirdiğimiz 6. hastalık benzeri bir durum.
3 gün özellikle yanaklarda ellerde, popoda yoğunlaşan döküntülerle seyreden ateşimiz oldu, döküntüler hala var, bu döküntülerin aynısından boğazda, yutakta da var. Onun için yemek yememiz sorun oldu biraz, onun dışında bekliyoruz, geçecek kendiliğinden. Bu arada bulaştırmayalım diyerek, okula da gitmiyoruz, yavru anneanne, babaanne ile pek bir mutlu. Tabii bu durum bize sıkıntı. Her hastalık sonrası okula dönüş,yeni bir oryantasyon süreci.. Umarım yanılırım, yarın lay lay lay gideriz okula, bakalım..
25 Mayıs 2012 Cuma
Hastalık sebebiyle evdeyiz..
Son 5 ay içindeki 3. bronşitimiz. Takır takır öksürüp,balgam çıkarmaya çalışıyor yavrucuk. Şükür ki erken teşhis edebiliyoruz. İlkinde çok fenaydı, iki gece doğru düzgün uyuyamamıştı yavru, o öksürmekten ben de çaresizlikten mahvolmuştum. Cidden çok yıpratıcı bir hastalık bu, nöbetler şeklinde gelen öksürük, yavruyu iki büklüm yapıyor, nefes alamıyor, balgam çıkarmaya çalışıyor,kusuyor.. Öksürük böle biraz kalınlaştı mı hemen doktorumuza yavrucuğu bir dinleyin lütfen mesajı atıp,soluğu onun yanında alıyoruz, böylelikle de tedaviye erken başlamış oluyoruz. 6 ay içinde 4 kezden fazla bronşit teşhisi alerji olasılığını düşündürürmüş, bakalım biz 3 olduk, hayırlısı..
Salıdan itibaren evdeyiz, anneanneyle dede bakıma aldı yavruyu. O da pek bir mutlu, iyi de sayılır, pek kalmadı öksürüğü. Ama bugün, okula gitseydi eğer arkadaşlarıyla Ahlatlıbel'de uçurtma uçurmaya gideceklerdi. Benim acayip aklım kaldı, yerine ben mi gitsem bile dedim, ama onu göndermeye cesaret edemedim, daha tam atlatmış değil, hava serin, rüzgar var falan.. Ama kapıdan döndük açıkçası, ben çok severim uçurtmaları, Nazlı da sevecekti kesin, uçup gitmiyorlar çünkü, geri geliyorlar.(Nazlı hayatında sadece bir kez uçan balon aldı, artık görmekten bile çok hoşlanmıyo, nereye gider bu balaonlar anneeee, orada ne yapar....)
Salıdan itibaren evdeyiz, anneanneyle dede bakıma aldı yavruyu. O da pek bir mutlu, iyi de sayılır, pek kalmadı öksürüğü. Ama bugün, okula gitseydi eğer arkadaşlarıyla Ahlatlıbel'de uçurtma uçurmaya gideceklerdi. Benim acayip aklım kaldı, yerine ben mi gitsem bile dedim, ama onu göndermeye cesaret edemedim, daha tam atlatmış değil, hava serin, rüzgar var falan.. Ama kapıdan döndük açıkçası, ben çok severim uçurtmaları, Nazlı da sevecekti kesin, uçup gitmiyorlar çünkü, geri geliyorlar.(Nazlı hayatında sadece bir kez uçan balon aldı, artık görmekten bile çok hoşlanmıyo, nereye gider bu balaonlar anneeee, orada ne yapar....)
14 Ocak 2012 Cumartesi
okula ara vermeli mi?
Çok ciddi bir soruyla karşı karşıyayız şimdi. Ve ben çok kararsızım. Doktorumuza 10 gün içindeki 3. gidişimizde gayet geniş geniş ' Aaaa marta kadar gitmeyelim o zaman okula 'derken, düşüncem Alev hanımın olur mu öyle şey diyeceğiydi. Kreşe başlamamızda en büyük teşvikçi kendisiydi çünkü. Onun için hiç beklemiyordum evet gerçekten çok kısa sürede çok sık hasta oldu nazlı,bu seneki salgın da ciddi seyrediyor,kışı evde geçirebilirsiniz diyebileceğini.
Aslında kreşe başlayan her çocuk o yıl ortalama 16 kez hasta olurmus ve bunun en az 4 ü ciddi olabilirmiş. Bunları da yaklasık 2 ay önce yine doktorumuzdan dinlemiştik,onun için çok beklemediğimiz birşey değildi.
Ama bu iki hafta Nazlıyı çok yordu ve sanırım biz de bu süreçten biraz etkilendik,çok objektif olamıyoruz.
Çünkü Nazlı bu seneye kadar idrar yolu enfeksiyonu dışında hep viral rahatsızlıklar geçirdi ve bir kaç gün sürdü.Şimdi yaklaşık 15 gündür sürünüyoruz resmen, bronşiti atlattık dedik,tonsillit olduk.
En fenası Nazlı bu süreçte yemiyor, içmiyor,kimseye gitmiyor,huysuz,huzursuz.
Ve babamız da dahil herkes,bütün geniş aile kreş konusunda erken davrandığımızı aslında davrandığımı yineliyor yineliyor yineliyor.
Ben hiç öyle düşünmedim ama şu an ara vermeli miyiz diye düşünüyorum açıkcası. karar vermek ayrı,ara verirsek ne yapacağımız ayrı bir sıkıntı şu an.Bakalım zaman bize ne getirecek..
Aslında kreşe başlayan her çocuk o yıl ortalama 16 kez hasta olurmus ve bunun en az 4 ü ciddi olabilirmiş. Bunları da yaklasık 2 ay önce yine doktorumuzdan dinlemiştik,onun için çok beklemediğimiz birşey değildi.
Ama bu iki hafta Nazlıyı çok yordu ve sanırım biz de bu süreçten biraz etkilendik,çok objektif olamıyoruz.
Çünkü Nazlı bu seneye kadar idrar yolu enfeksiyonu dışında hep viral rahatsızlıklar geçirdi ve bir kaç gün sürdü.Şimdi yaklaşık 15 gündür sürünüyoruz resmen, bronşiti atlattık dedik,tonsillit olduk.
En fenası Nazlı bu süreçte yemiyor, içmiyor,kimseye gitmiyor,huysuz,huzursuz.
Ve babamız da dahil herkes,bütün geniş aile kreş konusunda erken davrandığımızı aslında davrandığımı yineliyor yineliyor yineliyor.
Ben hiç öyle düşünmedim ama şu an ara vermeli miyiz diye düşünüyorum açıkcası. karar vermek ayrı,ara verirsek ne yapacağımız ayrı bir sıkıntı şu an.Bakalım zaman bize ne getirecek..
8 Ocak 2012 Pazar
ve hastayızz
Nazlı kreşe başlayalı 4 aya yaklaştı. Hiç doğru düzgün hasta olmadık derken ciddi ciddi bronşit oldu. Önce grip sandık,ateş akıntı öksürük derken devreye birde balgam girince endişelendik tabi ki ve doktorumuzda aldık soluğu. Çok sevgili doktorumuz ciğerlerimizi uzun uzun dinledikten sonra akut bronşit tanısı koydu,ama şükür ki başlangıç seviyesindeydik ve 5 günlük tedavi ile atlattık.
Kısa bir bilgi vermek istiyorum şimdi,bu sene üst solunum yollarını tutan grip virüsü, grip olarak kalabildiği gibi biraz aşağılara, bronşlara inerek bronşite hatta biraz daha ilerleyip bakteriyel bir enfeksiyon olarak zatürreye sebep olabiliyormuş.Yani bu her zaman olası bir şey tabi ki ama bu seneki virüs daha kolay iniyormuş aşağılara, herkesin bilgisine.
Gördüm ki bu öksürük fena bişey. Yarım saati bulan öksürük nöbetleri. Çünkü çok yoğun geniz akıntısı.
Can sıkıcı,üzücü,stresli.
Geçti şükür ama dikkatli olmak gerek,okulda işler daha zor,bol sıvı alması lazım,üşümemesi lazım,terlememesi lazım,burnunun açık olması lazım.Lazım,lazım,lazım...
Kısa bir bilgi vermek istiyorum şimdi,bu sene üst solunum yollarını tutan grip virüsü, grip olarak kalabildiği gibi biraz aşağılara, bronşlara inerek bronşite hatta biraz daha ilerleyip bakteriyel bir enfeksiyon olarak zatürreye sebep olabiliyormuş.Yani bu her zaman olası bir şey tabi ki ama bu seneki virüs daha kolay iniyormuş aşağılara, herkesin bilgisine.
Gördüm ki bu öksürük fena bişey. Yarım saati bulan öksürük nöbetleri. Çünkü çok yoğun geniz akıntısı.
Can sıkıcı,üzücü,stresli.
Geçti şükür ama dikkatli olmak gerek,okulda işler daha zor,bol sıvı alması lazım,üşümemesi lazım,terlememesi lazım,burnunun açık olması lazım.Lazım,lazım,lazım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




