hobi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hobi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2012 Pazar

Bizim Büyük Çaresizliğimiz


Çarçabuk okunan çok dolu bir kitap. Ben Barış Bıçakçı'yı ilk defa okudum.Kitapta çok derin bir dostluk, aşkın da körüklediği bir içsel yolculuk var,bir kendini didikleme,geçmişe uzanma, bol bol da Ankara var, ve ben çok sevdim, dönüp dönüp okudum Ankara'da yaşayan ve şehirde sevecek fazladan bir şeyler bulmaya çalışan biri olarak.. Filmini de ayrıca izlemek istiyorum mekanın Ankara olması sebebiyle..Tunalı, Kale, Ulus, Denizciler, Gençlik Parkı, Anıtkabir, Kediseven sokağı bile var.

İki insanın dostluğu asıl anlatılan, bence aşk geride biraz, aynı kıza aşık olan iki dostun hikayesi. Çetin ve Ender'in. Ender'in ağzından Çetin'e yazılmış uzuuun bir mektup gibi... Dostlukları liseye dayanıyor, geçmişlerinde bir çok şey ortak, mutfakta çok vakit geçiriyorlar, kızıyorlar,kucaklaşıyorlar,dünya kupası maçları izliyorlar, evlerine gelip onlarla yaşamaya başlayan arkadaşlarının kardeşine aşık oluyorlar, bu aşkı paylaşıyorlar da birbirleriyle. Karakter sayısı az,kurgu yorucu değil,yalın,cümleler çok güzel,okuyorsun,bir daha okuyorsun.. Barış Bıçakçı için arka kapakta 'Nefes alır gibi su içer gibi yazıyor' denilmiş, cidden öyle, bu mutfak zamanlarını okurken insanın patatesli sarımsaklı omlet, bol domatesli fasulye,incecik doğranmış pırasa yemeği yapası, yiyesi, göresi geliyor,o kadar yani. Ben yazarın anlatımını,dilini gerçekten çok sevdim,mutlaka başka kitaplarını da okumalıyım. İşte okuyup tekrar okuduğum cümlelerden bazıları,aklınız kitapta kalsın diye.

''Önce aşk vardır.Hatırlamak da,acı çekmek de sevgilimize vereceğimiz çiçeğin fotosentezi de ondan sonra başlar.''


''Benden okumak için kitap önermemi isteyenlerin kalbimi de istediklerini sanıyordum,hala öyle!''


''Hayat tekrardan ibarettir.Hayatın gücü tekrarın gücüdür.Günlerin,ayların,mevsimlerin gücü..''


''Az sonra, soğanları tencereye atmış ,zeytinyağında hışırtılar çıkararak kavrulmalarını seyrediyorduk.''


''Seninle konuşmanın özel grameri: Hemen hemen her cümle 'hatırlıyor musun' sorusuyla biter,ortak geçmişimizin g'si büyük yazılır,eylemlerimizin kipi daima güzel geçmiş zamandır ve Çetin ile Ender'i birbirine bağlayan bağlaçlar saymakla bitmez..''

1 Mart 2012 Perşembe

Kes-Yapıştır

Bugün tatildi ya, Ankara karlar altında ya biz de Nazlıyla genel olarak evdeydik. Bir ara çok sevgili ekmek teknemize gittik ama baktık ki bugün hava sadece bizim değil herkeslerin dışarıya çıkmasına engel olmus, gelen giden yok, yavruyu da oyalamak zor küçük alanda,kendimizi tekrar eve attık.

Bütün gün yapıştırdık, kestik yapıştırdık, boyadık yapıştırdık, yuvarladık yapıştırdık, tutkal,bant,magnet hepsini kullandık,kapılara,buzdolabına,dolaplara her yere yapıştırdık.. Önce yavru kendi kesti yapıştırdı, sonra anne kesti yavru yapıştırdı,sonra boyaya bulandık,en son pamuklandık,temamız genel olarak gündemimiz de olan kış ve kardı.
İşte eserlerimiz...


Burada dikkati kardan adamın ayakkabılarına çekmek isterim,yavrunun özel isteği.Bir de sokak lambaları, biri kısa biri uzun olmalıymış..




Bizim çocukluğumuzun pamuktan karları ve kardan adamı, herhalde ilkokul bitene kadar her kış mutlaka bir kere yapılırdı, Nazlı kız da çok sevdi, hali hazırda onlarca kar tanemiz var,bakalım ne zaman nereye yağacaklar..


Ve rengarenk ellerle günün en mutlu anı. 

Bu eserin maalesef fotosu yok,çünkü kağıt kuruyamadan yırtıldı.

( Yarın da tatilmiş, niyetim yavruyla işe gitmek, oyalayamadığımı düşünüyordum ya, kesin oyalarım,evdekinden daha kolay oyalarım, yazınca farkettim, bence oyalarım..)

19 Şubat 2012 Pazar

Bir Yaramaz Fil

Bu seride iki kitabımız var, ilk aldığımız zamanlar çok ilgisini çekmediler aslında. Benim  hoşuma gitmişlerdi ama ben Nazlı'nın çok hoşlanmadığını düşünmüştüm, ta ki Nazlı'yı dedesine bu hikayeyi anlatırken duyana kadar. Gerçekten şaşırdım dinlerken, ciddi ciddi her bir şeyini anlattı.

         Bu yaramaz fiiil, o ay değil güneeeş demiş,çok komik dede yaaa, di mii (kafa dedeye doğu kalkar, kikir kikir kikir...), nası öyle sanabilir kii..


Ben ilgisini çekmedi derken yavru iyi bir yazmış kafasına. Filimiz pek bir sevimli. Aklına her eseni yapıyor gece gece, bütün arkadaşları uyumaya çalışırken o sürekli bir aktivite halinde. Arkadaşı maymun uyarıyor ama bizim fil umursamıyor. Sabah olunca filimiz uyumaya çalışıyor fakat bu sefer o uyuyamıyor.

Fil tekrar yatağına dönmüş ama bir türlü uyuyamamış.Birileri gürültü yaparken uyumaya çalışmak meğer ne kadar zormuş! 

Toplum içinde sorumluluklarımız var, başkalarının hakkına saygılı olmalıyız, özgürlüklerimizi sınırsız kullanamayız   mesajlarını alıyoruz okuyunca.

Ben okumadan almıştım bu kitabı, uykuya geçişte belki kolaylık sağlar diye ama pek bu amaca hizmet edemedi. Bu açıdan kreşlerde uyuyan çocuklar için anlamlı olabilir belki.

Sonuçta biz sevdik, Nazlı'yı yakaladığım bir an,ilki habersiz ikincisinde poz verdi! yavru..

 





8 Şubat 2012 Çarşamba

Az'da çok şey var

Uzun zamandır şöyle yayıla yayıla,çayımla kahvemle,geniş geniş kitap okuyamıyorum.Kış mevsimi,günler kısa,bizim yavru hastaydı,evdeydi,yıl sonuydu,işler çoktu gibi adı sebep aslı mazeret olan bir çok etkenden dolayı kitaplar elimde haftalarca sürükleniyordu. Az'ı elime alana kadar.Ben ilk defa bir Hakan Günday kitabı okudum, sarsıldım,şaşırdım,fena oldum,gözümü kapadım gördüm,açtım yine gördüm,ürperdim,dehşete düştüm. Mutfakta, banyoda, asansörde, çorba karıştırırken, yemek yerken şeklinde okuduum, bitti.




Çocuk şiddeti, hayatın şiddeti, aşkın şiddeti, inancın şiddeti, hırsın şiddeti üzerine, A’dan Z’ye şiddet üzerine, dilin ve yazının şiddetiyle bir roman...







Arka kapaktan bir cümle.Cidden şiddet üzerine bir roman ve bu şiddet bana biraz ağır geldi, hayal gücümün sınırlarına da fazla geldi. İki hayat anlatılıyor kitapta, iki hayatın içinde bir çok hayat aslında. Çok değişik şekilde bağlanmış hayatlar birbirine. Kurguya, anlatıma, bağlantılara hayran kaldım,şaşırdım, bazılarını çok abartılı buldum, bazı şeyler biraz fazla tesadüfi olmuş, o biraz basitleştirmiş anlatımı benim gözümde. İki Derda var kitapta, sonradan birleşen iki ayrı hikayenin kahramanları.

Okurken merak içinde oluyorsunuz sürekli ve bence kesinlikle devamı hakkında bir fikriniz olmuyor, onun için çok sürükleyici ve şaşırtıcı. Onun için çok güzel okutuyor kendini.. Sarsılmak,şaşırmak için, yazarın yaratıcılığı dilinin çeşitliliği, hayal gücünün ve şiddet algısının sınırlarını görmek için okunmalı.

19 Ocak 2012 Perşembe

Fotografium'dan güzel Hediye

Fotoğraf benim hayatımda hep olmasını istediğim, hayatımın her döneminde hep ilgimi çeken ve kıyısından köşesinden belki de tek tutabildiğim sanat dalı. İlgim belki babam kaynaklı,kendisi ben kendimi bildim bileli fotoğraf çeker ve son bir kaç yıldır çektiği bu fotoğrafların resmini yapar.Sonra belki eserlerini yayınlarız burada:).

Okul yıllarımda da dağ bayır gezip,özene bezene fotoğraf çekmişliğim, çektiklerimi tab etmişliğim de vardır. Seçmeli ders olarak verilirdi bizde fotoğrafçılık.Hacettepe merkez kampüste okuyanlar bilir belki, bir karanlık oda vardır tıp binasının içinde,orada eğitim alır,siyah beyaz baskı yapardık.Ahh güzel yıllar diyerek linki veriyorum.

Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarakCanon 600D Manfrotto tripod ve Kata sırt çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.


Son olarak da bana çıksın, doya doya çekeyim,çeke çeke doyurayım gönlümü.