tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2013 Cuma

4 Kişilik İlk Yaz

Bu, bu kadar kalabalık ilk yazımızdı.. Korkmadım desem yalan olur açıkcası. Haziran sonunda okulumuza veda ettikten sonra Ahha dedim, hepimiz evdeyiz, nasıl olacak bu yaz..

En sonki yazımda yazmışım  -ki arayı çok açtım farkettim, hiiiç fırsatım olamadı desem, ancak rutin hayatımı sürdürebildim desem- , temmuz ayının büyük bir kısmını ananneye git geller yaparak geçirdik, gayet rahat ve keyifliydik.. Sonrasında evimizden ve de şehrimizden epey bir uzaklaştık.. Yıllardan sonra ilk defa uzun uzun memleket havası aldım.. Bana da çocuklara da çok iyi geldi açıkçası.. Seviyorum ya.. Hele de bu kurak kavruk boğuk yazlı Ankara'dan sonra bir iyi geliyor ki karadenizde olmak.. Yaklaşık 15 gün kaldık.. Bol temiz hava aldık, büyük annanne babannelerimizi varlığımızla mutlu ettik. Taa liseden arkadaşlarımla buluştuk, saydık saydık inanamadık tam 18 yıl olmuş birbirimizi tanıyalı, baktık baktık hiç bi değişiklik bulamadık kendimizde, yıllar geçmiş ama hiç değişmemişiz:)) Çocuklar çayır çimenle, börtü böcek, tavuk, horoz ve de ördeklerle pek bir haşır neşir oldular.Ya da olmaya çalıştılar diyelim..









Trabzon tatilimizin sadece 3 günlük bayram kısmında babamız bizimle birlikteydi..Diğer kısmında anannemiz sağolsun bize eşlik ve de yardım etti. Ağustosun devamında yine yıllardan sonra ilk defa bu kadar uzun bir deniz tatili yaptım.. Çoook eski ve çoook sevgili dostum Gülo ve ailesi ile Bodrum'dan sonra, bir diğer çoook sevgili arkadaşım Tuba ve ailesi, özellikle kankamız Tuğçe ile gerçekten çok keyifli bir Side tatili yaptık..

İkinci kısımda toplam 6 aileydik, onların iki yıldır bir devlet kurumunun kampında yaptıkları bu toplu tatil organizasyonuna bu sene biz de katıldık ve anladık ki kalabalık tatil gerçekten çok güzel oluyor.. Üzerinizdeki yük azalıyor, herkes her çocukla ilgileniyor, yeme içme, oyun hiç dert olmuyor.

Gitmeden gözümde çok büyütmüştüm açıkçası, çok da tedirgin çıkmıştım yola.. Yolculukları, İpek kızın uykularını, yemeğini, Nazlı'yla yeterince ilgilenebilecek miyizi, daha bir çok şeyi düşünmüş durmuştum..






Nazlı yavrusu beni hiiiç yormadı, Bodrumda Serkanla çok iyi anlaştı, her şeyini kendisi halletti, pek müdahale etmeme gerek kalmadı. Gerekli yerlerde de babasıyla takıldılar.. Gayet iyilerdi:) Side kısmında ise o kadar çok çocuk vardı ki, başta Tuğçe'yle sonrasında herkesle gayet güzel eğlendiler. Kalabalık, deniz, kum, oyun.. Nazlı için çok eğlenceliydi. Kendini ifade etmesi, büyüklerle iletişimi, kalabalık ortamlarda varlığını gösterebilmesi açısından da bir kaç adım ilerledik sanırım.. Böyle böyle gelişip açacağız kendimizi:) Yormadı dedim ama Nazlı bu 10 günde bol bol ağladı.. Cidden yani.. Nasıl sinir olurum isteğini ağlayarak dile getirme olayına.. Biz bu yaz boyle bir huy edindik.. Her ne kadar ağladığı için istediği şeyi özellikle yapmıyor da olsam bırakabilmiş değiliz bu anlamsız, sinir bozucu davranışı..Bakalım okul başlayınca durulacağız diye umuyorum:)

Yolculukların geneli havayoluylaydı ve sıkıntı olmadı. Uçak kalkarken ve inerken emzirdim, onun için etkilenmedi de basınç farkından. Arabayla bir 6 saatlik yol yaptık, Nazlı sürekli uyudu tabi ki, İpek'i de idare ettik. İpek arabada çok sıkıldığı için niyetim ona yola çıkmadan uyku hali yapacak bir ilaç vermekti fakat şurubu evde unutmuşuz, biraz tedirgindim çok ağlayacak sıkıntı yapacak diye ama beklediğimden daha fazla uyudu. Genel olarak kucakta ve emme halindeydi, ancak bu şekilde sağlayabildim uzun uykularını..

İpek için yemek olayı da düşündüğümden daha rahattı.. Otelde diyet menüsünü kullandık. Blender da vardı. Her şey yedirmeye başladım zaten, seçeneğimiz boldu o yüzden. Yanıma kavanoz mamaları da almıştım, gerektiğinde destekledik.

İpek'in uyku düzeni biraz bozuldu oralarda. Bazı gunler çok çok kısa uyudu.  Gece uykuya geçişi biraz gecikti falan ama sorun olmadı. Normaldeki düzen yine aynı aslında. 8. ayımızdan itibaren 2 uykuya indirmişti zaten. Burada aylarca uğraşıp pusette 5 dakika zor oturttuğum çocuğumu uyutup pusete koydum genelde. Beni şaşırttı, normal 45 dakika - 1 saatlik uykusunu uyudu orada. Ama yine de uyanıkken pek tercih etmedi puseti. Hatta bazen ablası oturdu onun yerine, hatta bazen de ikisi birden oturdu?!




Genel bir yaz yazısıyla dönmüş olalım inşallah.. Daha yazacak çok şey var çünkü:)


21 Temmuz 2013 Pazar

Bu Hafta..

İki haftadır annannedeyiz.. Hava sıcak.. Büyük kuzu şehirden uzak, site ortamının , bahçelerin,parkların tadını çıkarıyor.. Bu sene tatil geç olunca sokaklarda  ve de balkondaki havuzda oyalıyoruz kendisini..  Hafta sonları cimnastiğe gidiyor.Kendisi gayeeet mutlu mesut..

Hafta arası ilk defa babasıyla bensiz yalnız kaldı.. Çok garip bir şey değil belki ama biz annannedeyken  eve dönen babasına takılması biraz değişik oldu..Akşam 11 gibi gitti babasıyla (arabada 5.dk da uyumuş),  ertesi gün de 12 gibi geldi.. Çok eğlenmiş:)

Küçük kuzu da kalabalıkta pek bir mutlu.. Bu kalabalıkta boş bir kucak mutlaka buluyor..9 aylık oldu,hakkında yazacak çok şey var aslında ama ben bu haftanın top konusunu yazıyorum. Kendisini  yataktan düşürdük... Gayet yoğun korumalarla döşemiş de olsam yatağı, bir aradan hop inmiş aşağı, yerde oturuyordu ağlayarak. Nazlı da aynen bu aylarda düşmüştü.. Sorun olmadı şükür..Artık yerde yatıyor.. Çoook hareketli, bir saniye durmuyor, uyurken bile..

Bizden şimdilik bu kadar.. Haftaya evimizdeyiz inşallah.. Daha rahat yazabileceğimi umuyorum.. Not edilecek çok şey var:)


4 Şubat 2013 Pazartesi

Evdeyiz..

Anneanne sefamız sona erdi.  Yaklaşık 1ay bütün ev oyunlarının,parkların,bahçelerin,ananne ve dedenin tadı çıkarıldı.. Şükür sağlıklıyız ve artık evdeyiz..











.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Üç Kişilik Tatil

Sanırım üç kişilik son tatilimizi yapıp geldik.. Nazlı çok mutlu oldu. Babasıyla hiiiç sudan çıkmadılar, eller ayaklar buruş buruş olana kadar havuz sefası yaptılar. Ben deniz seven bir insanım,onun için bu tatil biraz yalnız kaldım, baba kız havuz olayını daha 'temiz iş' buldular, bana az takıldılar. Bana da iyi oldu aslında, bol bol dinlenmiş oldum. Onları dışarıdan izlemek epey keyifliydi, iyi anlaştılar, güldüler, eğlendiler..


Nazlı'nın tatil olayına yaklaşımı ilk etapta biraz farklı oldu, aslında Mayıs ayında da 3 günlük benzer bir tatil yapmıştık ama sanırım yavru o zaman bu kadar benimsememişti.. Odayı evimiz yaptı, hatta önce içeri ayakkabıyla, terlikle girmemize kızdı,onları dizdi,düzenledi, içeri dışarı terlikleri yapmak zorunda kaldık kendimize.. Odadan ayrılırken, burası şimdi ne olacak, biz tekrar geldiğimizde nerede kalıcaz, ananemle de gelicez ya o zamana kadar kilitlesek kapıyı?!! tarzında endişeleri oldu yavrunun. Bayıldım bu haliyle kendisine.


Arkadaş da yaptı kendine. 'Babacım sen biraz kendin yüz,ben burada biraz arkadaşlarımla kalayım, sonra gelirim,ne dersin, hı?' bile dedi..

Yavruya biraz kısa gelmiş olabilir tatil, ama biz maalesef ancak bu kadar uzak kalabiliyoruz iş yerimizden, bize yetiyor aslında, ama Nazlı için alternatif planlar üreteceğiz bakalım yaz boyunca...

13 Haziran 2012 Çarşamba

Şu Sıra..

Uzuuuuun bir tatil istiyorum,gerçek uzun.. Şu en son 10-12 yıl öncekiler gibi. İş yok, düşünecek bişey yok, sorumluluk yok, uzuuun bi boşluk, sıkılana kadar boşluk.

Özledim uzun boşlukları, çocukluk,öğrencilik, Allahım ne güzelmiş, ne güzelmiş..

Ellerim ayaklarım şişmeye başladı, zaten her yaz şişerdi,şimdi daha çok.Nazlı'ya hamileliğimdeki gibi olmayı hayal etmiştim,şimdi çok bitkin,çok enerjisizim. Biraz anemimden kaynaklı,kansızlık çok etkiliyor gerçekten vücudu, aldığım ilaçlar işe yarıyorsa da bebiş emiyor bütün vitamin mineral ne varsa, kalanlar da bana yetmiyor demek ki:)

Allahtan çok yorucu bir işim yok,ama yine de annemin Öğretmen oooollll,öğretmen ooooollll,üç ay tatilin olur nidalarını dinlemediğim için bir kaç yazdır olduğu gibi bu yaz da çok pişmanım.(Bu arada öğretmenlerin hala her yaz 3 ay tatilleri var mı bilmiyorum,  eski zamanlarda vardı). Bu 3 ay tatili kim istemez ki, beni çok fena cezbediyor,tembellik içimde mi var, bebişten mi,sıcaktan mı,yorgunluktan mı bilemiyorum artık ama acayip yatmak yuvarlanmak istiyorum,uzun uzun..

Biraz da uykusuzluk var bir kaç gündür, iki gecedir Nazlı uyandırıyor beni saat 4 civarı,
                     Anneeeeeee gelmen lazım, yatakta soğuk yer kalmadı,rahat edemiyoruumm.. 
Yeni çarşaf falan seriyorum, tekrar uyumaya çalışıyoruz, uyuyoruz,uyanıyoruz.Daha bebiş gelmeden, unuttuğumuz gece uyanmalarını tekrar hatırlıyoruz, bakalım nasıl olacak, biraz da bu tarz düşüncelerin gerginliği var. Geriliyorum yalan değil :) İki çocuklu hayat zor görünüyor..

PS: Şu an yukarıda bahsi geçen şiş ayaklarımı görüyorum ve eklemeden edemiyorum,  ilerde de görüp yok artık bu kadar şişiyor muymuş demek istiyorum..


29 Nisan 2012 Pazar

Zonguldak Gezisi

Önceki haftasonu gezimizdi aslında..
Hava açıktı,gökyüzü parlak,güneş tepede bir deniz şehrinde soluğu almamız lazımdı, ben de yavaştan kendimi iyi hissetmeye başlamıştım, içim çok istedi yani. Biz de bir güzellik yaptık, hem akraba ziyareti,gönül yapma,hem kendi gönlümüzü yapma olayına girdik,3.5 saatte kendimizi Zonguldak'ın şirin! beldesi Kozlu'ya attık.


Fotoğraflar dedemin bahçesinden. Nazlı bayılıyor toprak,su ve havayla muhabbete..  Çok mutlu oldu iki gün.  Bu bahçe bizim de çocukluğumuzun bahçesi, eskiden daha dolu bir bahçeydi, bol meyveli, çok güzel vakit geçirirdik biz de, şimdi sıra kızımda.



 Burada yapay bir havuz var, el yapımı, amcam tarafından tasarlanmış,maalesef ki karşıdan bir fotosunu çekmemişim, Nazlı bayıldı buraya..








Oyun arkadaşımız kuzenimin yavrusu, ilk defa doya doya oynama fırsatları oldu, ama yine de doyamadılar birbirlerine..







Artık iyiyim ya, evden çıkabiliyorum,düzgün nefes alabiliyorum ya, midem mide gibi ya artık, şiiiş, gaz dolu, içinde fırtınalar kopan bir yer değil ya, geziyorum,baharla mutlu oluyorum ve bir sonraki yazımızda size İstanbul notları iletmek isteyerek hoşçakalın diyorum....

8 Mart 2012 Perşembe

Bir Aile İçi İletişim Semineri

         18 Mart benim  ilk defa aylar öncesinden planladığım kısa bir tatilin son günü.. Olmaz olsaydı diyesim var. İşte bu son sebebi. Bu gerçekten çok katılmak isteyeceğim bir seminer,yani sanırım 4 yıldır üstünde en çok düşündüğüm,  kendimi, babayı ya da davranışlarımızı en sık sorguladığım, üstüne en çok okuduğum ve de her fırsatta bulduğum her bilge kişiden hakkında bol fikir aldığım bir konu. Çok üzgünüm ki katılamayacağım. Katılmak isteyenler için duyurusunu yayınlıyorum ve de diliyorum ki katılıp notlarını bana aktaran birileri olur:) 


AİLE İÇİ İLETİŞİM SEMİNERLERİ

"Çocuklarda Yaratıcılık, Özgüven, Özgürlük & Sınırlar"

Nasıl bir çocuk yetiştimek istersiniz?

Mutlu? Kendine yetebilen? Özgüveni yerinde? Uyumlu? Yaratıcı? Kuralcı?

***********

Özgüvenli çocuklar yetiştirmek için anne babaya  düşen görevler nelerdir?
Özgüvenli bir çocuk yetiştirmenin bedeli sonsuz özgürlük müdür?
Çok fazla sınırlar ve kurallarla dolu bir dünya çocuğunuzun özgüvenini zedeler mi?
Çocuğunuzun yeteneklerine karşı nasıl duyarlılık geliştirebilirsiniz?
"Yaratıcı çocuk"a ithaf edilen anlamlar nelerdir?
Çocuklarda yaratıcılık sonradan kazanılan bir meziyet midir, doğuştan mı gelir?
Çocukların  hayal gücü ve hayalleri neye işaret eder?

*************

Her anne babanın hayatlarının bir döneminde mutlaka sordukları bu sorular sizin de gündeminizde ise..

Uçlar arasında gidip gelmek, bir çocuğun gözünden bu tartışmaya kulak vermek, empati yeteneği güçlü bir ebeveyne dönüşmek, gerçek vak'a örneklerini dinleyip fikir üretmek için Uzman Psikolog Iraz Toros Suman' ın konuşmacı olduğu Aile İçi İletişim Seminerleri' ne, "Çocuklarda Yaratıcılık, Özgüven, Özgürlük & Sınırlar" hakkında konuşmaya davetlisiniz..

Tarih: 18 Mart 2012 Pazar                              Saat: 11:00 - 14:00
Yer:  Binbir Çiçek Çocuklar Evi                              Kroki:www.binbircicekyuva.com
Adres: Reşit Galip Cad. Fıskiye Sok. No: 16 GOP - Çankaya - Ankara
Ücret: 30 TL  / Eşler için 2 kişi 50 TL
Kayıt ve Bilgi Almak İçin: 0 312 448 18 18 - 0 532 386 98 32 / Hilal Öktem


        Bu arada bu kısa hafta sonu tatilini gerçekten çok önceden , çok sevgili bir arkadaşımla planladık, uzun aradan sonra birlikte dolu dolu geçireceğimiz iki günümüz olacak diye de epey heyecan yaptık ama arkasından bu tarihte bulunamayacağım yer sayısı o kadar arttı ki, heyecan ve hevesim birazcık baltalanmadı desem yalan olacak, çok sevdiğim kuzenimizin oğluşu bir yaşına giriyor, kaçırıyoruz, en sevdiğimiz arkadaşımız Tuğçe baleye başlıyor,plan birlikte başlamaktı, biz erteliyoruz, ve büyük ihtimalle benim ufak yollu sağlık problemlerim olacak, onları göz ardı etmek zorunda kalacağım, bir de bu seminer çıkınca, gerçekten erken yapılan planlar konusundaki sabit fikrim sabit kalıyor ve bu son diyorum, sen aynen devam et, 3-4 gün,bilemedin bir hafta öncesi iyi plan yapmak için.

1 Mart 2012 Perşembe

Kes-Yapıştır

Bugün tatildi ya, Ankara karlar altında ya biz de Nazlıyla genel olarak evdeydik. Bir ara çok sevgili ekmek teknemize gittik ama baktık ki bugün hava sadece bizim değil herkeslerin dışarıya çıkmasına engel olmus, gelen giden yok, yavruyu da oyalamak zor küçük alanda,kendimizi tekrar eve attık.

Bütün gün yapıştırdık, kestik yapıştırdık, boyadık yapıştırdık, yuvarladık yapıştırdık, tutkal,bant,magnet hepsini kullandık,kapılara,buzdolabına,dolaplara her yere yapıştırdık.. Önce yavru kendi kesti yapıştırdı, sonra anne kesti yavru yapıştırdı,sonra boyaya bulandık,en son pamuklandık,temamız genel olarak gündemimiz de olan kış ve kardı.
İşte eserlerimiz...


Burada dikkati kardan adamın ayakkabılarına çekmek isterim,yavrunun özel isteği.Bir de sokak lambaları, biri kısa biri uzun olmalıymış..




Bizim çocukluğumuzun pamuktan karları ve kardan adamı, herhalde ilkokul bitene kadar her kış mutlaka bir kere yapılırdı, Nazlı kız da çok sevdi, hali hazırda onlarca kar tanemiz var,bakalım ne zaman nereye yağacaklar..


Ve rengarenk ellerle günün en mutlu anı. 

Bu eserin maalesef fotosu yok,çünkü kağıt kuruyamadan yırtıldı.

( Yarın da tatilmiş, niyetim yavruyla işe gitmek, oyalayamadığımı düşünüyordum ya, kesin oyalarım,evdekinden daha kolay oyalarım, yazınca farkettim, bence oyalarım..)